Konsantrasyonun Önemi

Aynı anda birden çok şeyi yapma çabası basit bir problem olarak görünebilir. Ama Londra Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre bunun da ötesinde sonuçları var.

5.7.2018 - 23:11

Okunma Sayısı : 913

Yorum Sayısı : (1) yorum yapılmıştır.



Aylin Güneş / 4ylingunes@gmail.com

Konsantrasyonun Önemi

   Ne kadar çok iş yaparsanız o kadar yetenekli olduğunuzu düşünüyorsanız; asıl yeteneğin yapılacak işleri planlayıp minimum düzeyde tutmak olduğunun henüz farkına varmamışsınız demektir. Asıl yetenek ise bu sayıyı bire indirebilmektir.

   Şu anda bu metni okurken aynı anda farklı bir iş daha yapıyorsanız  5 dakikalığına bu işlerinizin tümünden uzaklaşın ve tamamıyla bu yazıya konsantre olun.

  Beynimiz oldukça meşgul, aynı anda 40 tilki dolaşıyor ve hiç birinin kuyruğu birbirine değmiyor. Bunun bilgisayar dünyasındaki karşılığı nedir biliyor musunuz? ‘Multitasking’ yani aynı anda birden çok şey yapmak. Bilgisayarlar bu işi çok güzel başarıyor. Hatta cebimizdeki minik bilgisayarlar-cep telefonları İsviçre çakısı gibi, sizleri de böyle olmaya zorluyor.

 

   Aynı anda farklı bir çok iş yapabilirim demeyin çünkü beynimiz bir bilgisayar değil . Aynı anda bir çok şeyi yapabildiğini iddia etmek insanlar için bir illüzyon. Bu durum MİT’de nörobilim alanında çalışan Earl Miller tarafından dile getirilmiş. ‘İnsanlar aynı anda bir çok şeyi yapmaya çalıştıklarında aslında onu yapamazlar.’ Onun yerine bir işten diğerine geçmeye başlarlar. Bu hızlı geçişlerin de bir bedeli vardır.’diyor profesör.

   Yani bizler topları havada tutup onları sürekli çevirmeye çalışan bir jonglörden çok tabak çeviren bir hokkabaza benziyoruz. Bir işten diğerine deli gibi koşturup duruyoruz. Önümüzde tek bir tabak olmadığı için konsantrasyonumuz da sürekli bozuluyor.

   Aynı anda bir sürü tabak çevirirsen “Diğer tabaklar dönmeye devam ediyor mu? Hangisi önce düşüp kırılacak?” diye düşünmekten asıl işine nasıl konsantre olacaksın?

   Aynı anda birden çok şeyi yapma çabası basit bir problem olarak görünebilir. Ama Londra Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre bunun da ötesinde sonuçları var. IQ’nuzu düşürebilir. Bu araştırmaya göre mesela bir toplantı esnasında cep telefonuyla mesajlaşan birinin o andaki IQ’su 8 yaşındaki bir çocuğun seviyesine kadar gerileyebiliyor.

.    Birden çok iş yaparken hiç birini tam olarak yapamadığın için sürekli meşgul gözüküp aslında hiç bir şey yapamıyorsun. Oysa her seferinde tek bir işe odaklansan, öyle ya da böyle o işi bitirirsin ve bir işi bitirmenin mutluluğunu yaşarsın.

   Şunu kabul edelim. Bizler sınırları olan zayıf yaratıklarız. Vaktimizin de beynimizin de sınırları var.

   “The Myth of Multitasking” kitabının yazarı Dave Crenshaw bunu bir maliyet olarak görüyor, sürekli odak değiştirmenin maliyeti. Bize pahalıya patlıyor. Oysa sınırlarımızı kabullenmeliyiz. Günde 24 saat var. Haftada 7 gün.

   Evet, beyinlerimiz her zamankinden daha meşgul. Sürekli bir bilgi bombardımanı altındayız. Üstelik her zamankinden daha çok şey yapmak zorundayız. Ama sırayla. Tek tek. Konsantre olmalıyız. Beyinlerimizi bu dijital bölünmüşlükten kurtarmalıyız. Bazı şeylere “hayır” demeyi bilmeliyiz. Lazer gibi odaklanabilmeliyiz.

    “Başarılı bir savaşçı aslında ortalama bir adamdır.” diyor Bruce Lee. “Sadece lazer gibi odaklanabilme gücüne sahiptir” diye ekliyor. “Konsantrasyon, bütün üstün yeteneklerin temelidir.” Eğer konsantrasyon yeteneğine sahip olmayı başarırsanız, diğer yetenekleri kazanmak çok daha kolay olacaktır. Bir işi yaparken diğer her şeyi unutun. Odaklanın. O işi yapmaya, iyi yapmaya odaklanın. İşin sonucu o kadar önemli değil. Başarmak ya da başarmamak. Başkalarının ne diyeceği. Bunları bir kenara bırakın ve sadece odaklanın ki “hayatınızın fotoğrafı” net çıksın.

 

Alıntı-kaynaklar:

The Myth of Multitasking-Dave Crenshaw

New York Bestseller Öz- Greg Mckeown

Blog- Barış Özcan


Bu Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu habere (1) yorum yapılmıştır.


  • Mehmet

    27 Temmuz 2018 Cuma

    Güzel yazı, elinize sağlık

Yorum Yapın





ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.
Yazılan yorumlardan Eğitimcinin Sesi veya egitimcininsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.