GÖÇMEN ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ - ALMANYA’DA TÜRK ÇOCUKLARI

Ana dil gelişiminin ikinci dilin öğrenilmesini kolaylaştırdığı araştırmalar tarafından ortaya konulmuştur. Bir çalışmada ikinci dilin ya da gelinen ülkenin dilinin öğrenilebilmesi için ana dilin de yeterli düzeyde olması...

7.8.2018 - 01:09

Okunma Sayısı : 2633

Yorum Sayısı : (0) yorum yapılmıştır.



Gülsün ŞAHAN / gulsunsahan@ulusalegitim.com

Bugün Dünya’ya baktığımızda sürmekte olan savaşlar ve ekonomik krizler insanları doğdukları ülkelerden çok uzak ülkelere gitmek zorunda bırakmış, birçoğu bu amaç için yollarda can vermektedirler. 1960’larda ekonomik olarak 3 milyona yakın insanı Avrupa’ya yollayan Türkiye bugün 3 milyondan fazla kişiye ev sahipliği yapmakta, savaştan kaçarak sığınan insanlar burada hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. 60 yıldır Avrupa’da yaşanan göçmen sorunu bugün göç alan Türkiye’nin de sorunu haline gelmiştir. Özellikle genç nüfus hızlı bir şekilde geldiği ülkeye adapte olmalı, eğitim hakkından yararlanmalıdır. Bu çalışmada ortaya konulan önerilerden Türkiye’ye gelen göçmenlerin özellikle çocukların eğitimi konusunda yararlanılması ülkemiz ve insanların geleceği açısından önemlidir. 

 

Bu yazıda 2012 yılında Gülsün Şahan tarafından yapılan doktora tezinin sonuç bölümüne yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı Almanya’daki ilkokullarda görev yapan yönetici, öğretmenler, öğrenci ve veli görüşlerine dayalı olarak, Türk çocuklarının akademik başarılarını etkileyen faktörleri belirlemek ve öğrencilerin akademik başarılarını yükseltmek için öneriler geliştirmektir. Araştırmanın çalışma grubu Baden Württenberg eyaletinde yer alan Karlsruhe ve Freiburg bölgelerinde görev yapan 9 ilkokul yöneticisi, 10 ilkokul öğretmeni, 11 konsolosluk öğretmeni, 9 liseye (Giymnasium) devam eden ya da bitirmiş öğrenci ve 18 veli, toplam 57 kişiden oluşmaktadır.

 

1961 yılında Almanya ile Türkiye arasında imzalanan anlaşma ile yüz binlerce Türk vatandaşı işçi olarak Almanya'ya gelmiştir. 1974 yılından itibaren bu işçiler aile birleşimi yasası ile eş ve çocuklarını da yanlarına getirmeye başlamışlardır. İlk başlarda geri döneceği düşünülen işçiler Almanya'da kalıcı olmaya başlamış ve burada yeni bir yaşam alanı kurmuşlardır. Evde Türkçe konuşan çocuklar anaokullarında ikinci dil olan Almanca'yı öğrenmekte, dördüncü sınıf sonunda yönlendirmenin yapıldığı ikinci kademe okullara devam etmektedir. Almanca’yı iyi düzeyde öğrenen çocuklar üniversiteye yönlendirme yapan liselere (Gymnasium) gitme şansı bulurken, göçmen aile çocuklarının çoğunluğu alt düzeydeki meslek okullarına devam etmek durumunda kalmaktadır. 

 

Almanya’da Türk Çocukların Akademik Başarısını Etkileyen Öğrenciden Kaynaklı Faktörler

Bu çalışmada Türk öğrencilerde uyum ve disiplin sorunu yaşanmadığı,  kısmen sorunların olduğu, disiplin sorunlarının cinsiyete göre genellenemeyeceği, ancak erkek çocukların disiplin konusunda dikkat çektiği söylenebilir. Ailenin dil başarısı, uyumu ve ilgisi, çocukların uyum ve disiplinini etkilemektedir. Yönetici, öğretmen ve konsolosluk öğretmenleri aynı görüşü paylaşırken veliler bu görüşe katılmayarak çocuklarının uyum ve disiplin konusunda başarılı olduğunu belirtmiştir. Başarılı öğrenciler de uyum ve disiplin konusunda kendilerini başarılı bulmaktadır. Dördüncü sınıftaki Türk çocukların Almanca seviyesinin diğer öğrencilere göre orta düzeyde olduğu belirtilmektedir. Okullarda dil yetersizliğini gidermeye yönelik olarak Almanca ek dersler ve özel projeler yapıldığı, dil hazırlık sınıflarının bulunduğu ancak bu önlemlerin yetersiz kaldığı söylenebilir.

 

Bir araştırmaya göre Almanya'nın da aralarında bulunduğu ülkelerde göçmen kökenli öğrencilerin dil öğrenimi için okulların kendi bünyesinde ek önlemler alınmasının yararlı olacağı, ancak öğrencilerin dil öğrenimi için yoğun önlemlerin alınmadığı, dil öğrenimine ilişkin programların da içerik olarak çok sayıda olduğu ve farklılıklar gösterdiği belirtilmektedir (Ünver, 2009: 416). Almanca düzeyini anaokuluna devam etme, anne ve babanın Almanca bilgisi, aile ve arkadaş çevresi etkilemektedir. Öğretmenlerin yabancı öğrencilere Almanca öğretimi konusunda aldıkları eğitim de öğrencilerin başarısını etkilemektedir. Ancak öğretmenlerin yabancı çocuklara Almanca öğretimi konusunda eğitimlerinin olmadığı, bazı öğretmenlerin ise özel olarak bu konu ile ilgilendikleri anlaşılmaktadır.

 

Bir araştırmada uzman pedagoglar ve öğretmenlerin göçmen kökenli çocukların teşvik edilmesi konusunda yeterli niteliklere sahip olması gerektiği, gelecek beş yıllık dönem içinde tüm öğretmenlerin çocuklara Almanca öğretebilecek düzeyde eğitilmelerini sağlayacak bir eğitim ve öğretim programının uygulamaya konulmasının planlandığı belirtilmektedir (Gogolin, 2008). Alman yetkililer bu sorunun farkında olup, önlem almaya çalışmaktadırlar. Bu çalışmada Türk öğrencilerin Almanca dışındaki derslerde başarılarının orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların Almanca başarısını ana dile hâkim olma, Almanca dil desteği alma, kitap okuma, aile ve çevrede Almancayı kullanma olumlu olarak etkileyecektir.

 

Bazı öğrencilerin ana dil düzeyi düşük bulunmuş olup, Türkçe derslerinin sevilmesi, Türkçe kitap okuma, televizyon izleme, aile ve çevrede ana dili kullanmanın ana dil düzeyini olumlu etkileyeceği açıklanmaktadır. Çocukların Türkçe derslerine katılması için veli izini gerekmektedir. Bu nedenle anadilin gelişimi için çeşitli önlemler alınmalıdır. Ana dil gelişiminin ikinci dilin öğrenilmesini kolaylaştırdığı araştırmalar tarafından ortaya konulmuştur. Bir çalışmada ikinci dilin ya da gelinen ülkenin dilinin öğrenilebilmesi için ana dilin de yeterli düzeyde olması, bu nedenle ana dilin öğretilmesinin sadece ailelerin isteğine bırakılmaması gerektiği yer almaktadır (Klammer, 2010: 7).

 

Okullarda ev ödevi yardım kursları, veli toplantıları yapılmaktadır, ancak velilere yönelik kursların yetersiz kaldığı söylenebilir. Gezi ve yüzme derslerine katılım konusunda özellikle kız çocuklarda zaman zaman sorun yaşandığı, sosyal faaliyetlere katılmanın başarıyı olumlu etkilediği anlaşılmaktadır. Yönetici, öğretmen ve konsolosluk öğretmenler öğrencilerin gezi ve yüzme derslerine katılımı konusunda özellikle kız çocuklarda sorun yaşandığını belirtmelerine karşın veliler bu görüşe katılmamaktadır. Çoğunlukla üç kardeş olan Türk öğrencilerin farklı düzeylerde okul öncesi eğitim aldığı, anaokullarına düzenli devam edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

 

Daha iyi Almanca öğrenmeleri için en az iki yıla ihtiyaçları olduğu söylenebilir. Bu konuda yapılmış bir araştırmaya göre iki dilli ve çok kültürlü ortamlarda yetişen çocukların sağlıklı bir benlik gelişimi için her iki dili de geliştirmeleri gerekmekte olup ana dilini tam olarak kazanmadan ikinci dili kazanmaya yönlendirilen çocukların anadilinin kolayca kaybolduğu, her iki dilde de yarım dilli olabildikleri belirtilmektedir (Yazıcı, 2010: 77-81).

 

Alman kökenli olmayan çocukların anaokullarına devamı oldukça önemlidir. Okula başlamadan Almancayı iyi öğrenen çocukların okulda daha başarılı olduğu, okula daha kolay uyum sağladığı bilinmektedir. Ayrıca anaokuluna devam etmeden okula başlayan Türk çocuklarının Sonderschule'ye geçişi hızlanmaktadır (Biber, 2009: 327).

 

En az üç yıl okul öncesi eğitim alan, bu dönemde Alman arkadaşları olan, çizgi film izleyen, anaokulu öğretmenlerinin ve ailelerin ilgilendiği çocukların başarılı olduğu anlaşılmaktadır. Dil ve okul başarısını olumlu etkileyen faktörler arasında Alman arkadaşlar, sinema, tiyatro, okul gösterilerinde görev alma, tv izleme, kitap okuma, okul öncesi eğitim, anne ve baba ilgisi, spor ve müzikle ilgilenme yer almaktadır. Aileden, özel öğretmen ve kurslardan ödev yardımı alanlar da başarılı olmaktadır. 2007 yılında Almanya'da Abitur eğitimini tamamlamış Türkiye kökenli gençler ile ilgili yapılmış bir araştırmaya göre bu öğrencilerin kreş eğitimi aldığı, kardeşleri arasında ve yakın çevrelerinde Abitur eğitimi yapanların ve Alman arkadaşlarının çoğunlukta olduğu belirtilmiştir.

 

Bu gençler Almancaya çok iyi düzeyde hâkimdir. Anne babalarının özel ders aldırma, motive etme, kursa yollama gibi birçok yolla çocuklarına destek oldukları anlaşılmaktadır (Buz, 2008: 425). Öğrencilerin başarısında aile ilgisinin önemli olduğu anlaşılmaktadır. Çalışmaya katılan Türk veliler çocuklarının iletişim, uyum ve disiplin konusunda başarılı olduğunu, Türkçe derslerine ve sosyal faaliyetlere katıldıklarını, Almanca problemlerinin az olduğunu, üç yıl okul öncesi eğitim aldıklarını ve onları desteklediklerini belirtmektedir. Ancak yönetici, öğretmen ve konsolosluk öğretmenlerinin aynı görüşte olmadıkları, bazı velilerin eğitim konusunda çocuklarına yeterli desteği sağlamadığını düşündükleri anlaşılmaktadır.

 

Bir araştırmaya göre Almanya'daki Türk çocukların ana dil ve ikinci dil öğretiminde zorluklarla karşılaştığı, çocukların iki dili birden öğrenirken anadilini tam olarak öğrenemedikleri, iki dilde de başarılı olmaları için aile ve yakın çevrenin de önemli olduğu belirtilmiştir (Alabay, 2008: 368).

 

Akademik Başarıyı Etkileyen Okul ve Eğitim Sisteminden Kaynaklı Faktörler

Alman eğitim sisteminde yer alan erken yönlendirme (4. Sınıf sonunda) yabancı öğrencileri olumsuz etkilemekte, yabancı öğrenciler için en az altı yıllık bir süreye ihtiyaç duyulmaktadır ancak okul öncesi eğitime düzenli devam edilmesinin bu sorunu ortadan kaldıracağı söylenebilir. Okul öncesi eğitime yönelik bir araştırmaya göre Almanya'daki Türk göçmen çocukları arasında okul öncesi eğitimi almış olan çocukların Almanca sözcük dağarcığının daha iyi olduğu ortaya konulmuştur (Bekir, 2004: 106).

 

Göçmen çocuklar için yönlendirmenin daha geç yapılması gerektiği konusunda tüm katılımcılar benzer şekilde düşünmektedir. Bu görüşleri destekleyen bir araştırmaya göre Almanya'da yaşayan yabancı kökenli, iki dilli çocukların yönlendirme ve tercih yapma yaşlarının biraz daha geç yıllara ertelenmesi gerektiği belirtilmektedir (Güllüpınar, 2010: 83). Yönlendirme konusunda öğretmenlerin yetkili olduğunun belirtilmesine karşın okul yöneticilerinin de yönlendirmede etkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Almanya'daki Türk çocuklarının eğitimine ilişkin yapılmış birçok araştırmada yönlendirme konusunda eleştirilerin bulunduğu, yönlendirme ölçütlerinin çok nesnel olmadığı konusunda toplumda yaygın bir kanaatin olduğu bilinmektedir (Ünver, 2009: 411).

 

Tüm katılımcılar aile ilgisi, dil ve disiplin problemleri, ailenin eğitimi ve ekonomisinin yönlendirmeyi etkilediği konusunda görüş birliği içindedir. Bir araştırmaya göre Türk çocukların çoğunlukla Hauptschule'lere yönlendirildiği, Gymnasıum'a devam eden Yunan asıllı öğrencilerin oranı yüzde 28 civarında iken Türk öğrencilerin oranının yüzde 7 gibi bir miktarda kaldığı (Kulaksızoğlu, 2008: 6), Türk gençlerinin yüzde 54,3’ü Hauptschule’ye giderken bu oranın Almanlarda yüzde 19,4, Polonyalılarda ise yüzde 23,9 olduğu ortaya konulmaktadır. Elde edilen sonuçların başka araştırma sonuçları ile benzerlikler taşıdığı, yönlendirmeyi etkileyen birçok faktörün bulunduğu, Almanca bilgisinin ise ilk sırada yer aldığı görülmektedir.

 

Avrupa'da yaşayan Türkler ile ilgili yapılmış bir araştırma sonucuna göre de Türk çocuklarının yetersiz eğitim düzeyi, velilerin ilgisizliği ve ilkokul öğretmenlerinin de takdiriyle çocukların en düşük orta eğitim kurumlarına veya Sonderschule'lere gönderildiği belirtilmektedir (T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler Başkanlığı, 2011: 84). Hauptschule diploması almadan okulu terk eden öğrenciler arasında Türk çocuklarının oranının yüksek oluşunu etkileyen faktörler arasında ailenin eğitim düzeyi ve ilgisi, çocukların Almanca düzeyi ve okula karşı ilgisi, eğitim olanaklarının kullanılamayışı yer almaktadır.

 

Bu sonuçlara benzer bulgular bir araştırma tarafından da ortaya konulmuş olup göç kökenli çocukların yüksek oranda Hauptschule'lerden mezun olduğu ya da diploma alamadan okulu terk ettiği bilinmektedir. Göçmen çocuklarının fırsat eşitliği çerçevesinde eğitimden yararlanmaları ile Almanya için de yeni imkânlar yaratılacağı açıklanmaktadır (Akbulut, 2010: 7). Baden-Württenberg Eyaletinde 2009-2010 öğretim yılından itibaren Hauptschule'ler Werkrealschule'lere dönüştürülerek bu okullara ek diploma şansı verilmiştir.

 

Okulların bir kısmında ev ödevi yardım kursu, ek ders, ek çalışma, dil destek kursları ve aile eğitim kurslarının yapıldığı anlaşılmaktadır. Velilerin destek programlarına ihtiyacı olduğu, okulların da bu konuda önlem alması gerektiği söylenebilir. 2003 OECD tarafından yaptırılan PISA sonuçlarına yönelik bir araştırma sonuçları arasında göçmen kökenli öğrencilerin gittikleri okullara ağırlıklı olarak yine göçmen kökenlilerin devam ettiği, Almanya'nın da aralarında bulunduğu yedi ülkedeki okullarda disiplin ve öğrenim atmosferi açısından başarıyı olumsuz yönde etkileyen faktörlerin bulunduğu tespit edilmiştir (Ünver, 2009: 415).

 

Elde edilen bulgulara göre Gymnasium'a yönlendirilen Türk öğrencilerin sayılarının düşük olduğu söylenebilir. Konu ile ilgili bir araştırmaya göre Türk öğrencilerin yüzde 41’i Hauptschule’de, yüzde 10’u ise Gymnasium’larda öğrenim görürken, Alman öğrencilerin  yüzde 21’i Hauptschule’de, yüzde 31’i Gymnasium’larda öğrenim görmektedir. Alman okullarındaki yabancı öğrenciler içinde en kalabalık grubu oluşturan Türk öğrencilerin, aynı zamanda Almanya'daki eğitim olanaklarından en az yararlanan grup olduğu belirtilmiştir (Özdemir ve diğerleri, 2009: 25).

 

Kendilerini Almanca tam ifade edemeyen farklı kültürdeki çocukların okulda ayrımcılıkla karşılaşabildiği ve ayrımcılığın yönlendirilmeyi de etkilediği düşünülmektedir. Hauptschule gibi alt düzeydeki okullara yönlendirilen öğrencilerde başarısızlık ve okula uyum sorunlarının arttığı belirtilmektedir. Bir araştırma sonucuna göre de bazı ülkelerdeki başarısızlığın nedenleri arasında göçmen kökenli öğrencilerin erken yaşlarda alt düzeydeki okullara yönlendirilmesinin yer aldığı, Almanya'da ikinci kuşak göçmen öğrencilerin yüzde 36’sının düşük performans beklentisi olan okullara yönlendirildiği ortaya konulmaktadır (Ünver; 2009: 415). Bu araştırmadan anlaşılacağı gibi göçmen öğrencilerin yaklaşık üçte birinin düşük başarılı okullara yönlendirilmesinin bu öğrencilerin başarısız olarak algılanmasına da neden olduğu söylenebilir.

 

Eyalet eğitim bakanlarından Löhrmann'ın (2010) bir açıklamasına göre göçmen çocuklarının büyük bölümü notlarında ve mezuniyetle-rinde sorun yaşamakta olup Almancadan kaynaklanan dil yetersizliği ve ailelerin ekonomik durumu bu bağlamda önemli bir rol oynamaktadır.

 

Ailenin eğitimli olması ve çocukların erken yaşta okula karşı teşvik edilmeleri başarıyı etkilemektedir. Alman devletinin de bu konuda görev ve sorumluluğu bulunmakta olup anaokullarında Almancanın öğrenilmesine destek verilmesi, ana dil derslerinin sayı ve nitelik bakımından başarılı olması gerekmektedir. Löhrmann'ın açıklamalarının da araştırmada elde edilen sonuçları desteklediği görülmektedir. Aile ilgisi, arkadaş çevresi, başarıyla tanışma, sosyal faaliyetler ve okul öncesi eğitimin başarıyı olumlu etkilediği ortaya konulmuştur.

 

Bir araştırmaya göre Türk kökenli çocukların eğitimdeki başarısını etkileyen faktörler ailenin sosyo-ekonomik yapısı, dil ve eğitim ortamıdır. Yaşanılan ülkenin dilinde eğitim veren okul, çocukları farklı toplumsallaşmaya ve değer sistemlerine uymaya zorlar, bu süreç öğrencilerin okul başarılarını, gelecekteki toplumsal ve mesleki yaşamlarını olumsuz etkileyebilir. Çocuğun ailesindeki dil ile okuldaki öğrenim dilinin farklı olması okul başarısını doğrudan etkilemekte olup kendisini iki dilde de tam olarak ifade edemeyen çocukların okul eğitiminde ve sosyal ilişkilerde zorlandıkları görülmektedir (Leblebicioğlu, 2009: 328-329).

 

Araştırmada çocukların başarısını etkileyen faktörler ile başka araştırmalarda vurgulanan faktörlerin bire bir örtüştüğü görülmektedir. Ailelerin ilgisizliği, öğrencilerin ve ailelerin dil yetersizliği, öğretmen ilgisizliği, ailenin eğitimi ve sosyal çevresi, iş yoğunluğu, eğitim konusunda bilgisizliği, çocuk sayısı ve çocukların sosyal faaliyetlere katılmayışı yönlendirmeyi olumsuz olarak etkilemektedir. Yönetici öğretmen ve velilerin bu konuda benzer düşündükleri görülmektedir. Ancak veliler ve öğrenciler diğer katılımcılardan farklı olarak öğretmen ilgisinin de başarıyı etkilediğini belirtmektedir. Konuyla ilgili yapılmış başka araştırmalarında bu sonuçları desteklediği görülmektedir. Bir araştırmaya göre; anne-baba ilgisi, okul etkinliklerine katılım, evde çocukla çalışma başarıyı olumlu etkilemekte olup aile katılımını sağlayan ve onlarla iyi iletişim kuran, ailelerin ödevlerde yardımcı olmalarını destekleyen, cesaret veren okullar daha iyi sonuçlar almaktadır (Field ve diğerleri, 2007). 

 

Bir başka araştırma da Almanya'daki Türklerin yaşadığı eğitim sorunları arasında eğitimsel ayrımcılığın, Türkçeyi ve yaşanan ülkenin dilini etkili bir şekilde kullanılmaması, ailelerin çocuklarının eğitimiyle doğru şekilde ilgilen-memesi ve Türk çocuklarının okul başarısının düşük olması gibi etkenlerin yer aldığı (Babaoğlan, 2011: 45)  görülmüştür.

 

Akademik Başarının Arttırılması için Alınması Gereken Önlemler

 

Alınması gereken önlemler konusunda genel olarak yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerin benzer görüşte olduğu, bazı konularda farklı beklentilerinin olduğu anlaşılmaktadır. Öncelikle Türk çocukların okul başarısı için dil ve uyumun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Almanca öğrenme hem çocuklar hem de veliler için gereklidir. Ancak dil öğrenme konusunda velilerin de sorumluluk almaları, Alman Eğitim Sistemi hakkında bilgi edinmeleri, kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Velilere yönelik dil kursları açılmalı, katılımları sağlanmalıdır. Okul aile iş birliği okul başarısında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle okul ve aile iş birliği olmalı, aileler çocukların eğitimi ile ilgilenmelidir.

 

Almanya'da okul öncesi eğitim üç yaşında başlamakta olup Türk çocuklarının da okul ve dil başarısı için okul öncesi eğitim almaları önemlidir. Almanya'da yaşayan Türkler ile ilgili yapılmış bir araştırmaya göre ailelerin çocukların eğitimi ile daha yakından ilgilenmesi, dil öğretimlerine erken yaşta başlanması gerektiğine dikkat çekilmiştir (Eşel, 2009: 188). Yönlendirmenin yabancı çocuklar için daha sonraki yıllara bırakılması gerekmektedir. Öğretmen ve yöneticilerin öğrencilere karşı daha anlayışlı olması, öğrencilere eşit davranılması ve ayrımcılık yapılmaması, çocukların okulda mutlu olmasının sağlanması, yabancı çocuklarla daha fazla ilgilenilmesi, yabancı veliler ile iletişim kurulması gerektiği söylenebilir.

 

Bu sonuçlara benzer bulgular içeren bir araştırmada Türklerin yaşadıkları ülkeden beklentileri arasında eğitim alanındaki ayrımcılığın giderilmesi ve ana dil hakkı konularında adım atılması da yer almaktadır (T.C. Başbakanlık Yurt Dışı Türkler Başkanlığı, 2011: 85). İki dilli çocuklar için okulda destek programları ve sosyal faaliyetler yapılması ayrıca öğrencilerin de derslerine daha çok çalışması, kurallara uyması gerekmektedir. Bu konuda tüm katılımcılar benzer şekilde düşünmektedir. Öğretmenlerin ders içinde göçmen çocuklar için önlemler alması ve öğretmenlerin yabancı öğrencilerin eğitimi konusunda eğitim almalarının sağlanması beklentiler arasında yer almaktadır. Ancak başarılı öğrencilerin Alman öğretmenlerden memnun oldukları, onların görevlerini gereği gibi yaptıklarını düşündükleri görülmektedir.

 

Başarılı öğrencilerin okula ilişkin olumlu görüşleri olduğu başka bir araştırmada da ortaya konulmuş olup göçmen kökenli öğrencilerin okulları hakkında Almanya'daki yerli akranlarından daha olumlu duygular taşıdıkları belirtilmiştir (Ünver, 2009: 414). Alman Devletinin de yabancı çocukların eğitimi için daha fazla kaynak ayırması gerekmektedir. 2006 PISA  Araştırması sonuçlarına yönelik yapılmış uluslararası karşılaştırma araştırmasının sonuçlarına göre de burada doğup büyüyen ve göçmen kökenli ailelere mensup çocukların iyi bir eğitim alma ve başarılı olma şanslarının “birinci kuşak“ göçmenlere nazaran çok daha az olduğu görülmektedir. Bu durum var olan deneyim ve beklentilerle çelişmektedir. Normalde göç edilen ülkede yaşama süresi arttıkça iyi bir eğitim görme şansı da yüksek olacaktır. Almanya’da ise eğitim düzeyi düşük ailelere mensup olanlar için bunun tam tersi bir durum söz konusu olmaktadır.

 

Ailelerin düşük bir eğitim düzeyine sahip olmaları ve içinde bulundukları sosyo-ekonomik koşulların, göçmenlerin eğitim alanındaki dezavantajlarını açıklamada yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. Çok sayıda araştırma sonucuna göre göçmenlerin motivasyonu üst düzeyde ve bu insanların, çocuklarının başarılı bir eğitim görmesi yönünde istekli oldukları görülmektedir. Göçmen çocukların başarı düzeylerinin daha düşük olmasının en önemli nedeni olarak, göçmenlerin Almanya’da yeterince takdir ve kabul görmemeleri olduğu belirtilmektedir (Gogolin, 2008). Sadece Almanya'nın değil Türkiye'nin de eğitim konusunda destek olması beklentiler arasında yer almaktadır.

 

Benzer bir çalışma da sorumluluğu sadece Avrupalı devletlere ya da Avrupalı ailelere yüklemek yerine Türkiye Cumhuriyeti'nin de Avrupalı Türklere Avrupa'ya uyum sürecinde daha çok destek olması gerektiği (Eşel, 2009: 189) belirtilmektedir. Öğrencilerin ana dili ve kültürünü unutmaması için önlemler alınmalı, Türkçe dersleri daha etkin ve verimli hale getirilmelidir. Bir araştırmada da Türkçe derslerinin verimliliğini arttıracak benzer öneriler yer almaktadır (Çalışkan, 2009: 207). Yapılan araştırmalarda Türkçe öğrenme konusunda özel bir çabası olmayan ailelerin çocukları ikinci dili ne kadar iyi öğrense ve iyi eğitim kurumlarına gitse de bu çocukların yüzde 20,7’sinin Türkçe okuma yazma konusunda sorun yaşadıkları ortaya konulmuştur (Eşel, 2009: 184). Ayrıca Türkçe dersleri içinde Almanca derslerine destek çalışmalarının yapılması beklentiler arasında yer almaktadır. Sonuç olarak ailelerin çocukların başarısına dönük yapılması gerekenlerin farkında oldukları, ancak bunları göz ardı ettikleri söylenebilir.

 

Benzer bir çalışmada da Türk öğrencilerin başarısızlığının eğitim sistemi dışında özel nedenlere dayandığı, Türk ailelerin çocuklarının daha başarılı olmasını istediği, ancak bunu gerektiren şartları yerine getirmediği, aile içi ilişkiler, bağımsız çalışma odası, çevre ilişkileri, kültürel beslenme, sağlıklı beslenme ve spor gibi kriterlere önem veren ailelerde yetişen çocukların, seçici Alman eğitim sisteminde dahi başarılı olduğu belirtilmektedir (Doğan, 2005: 115).

 

Almanya’ya göç etmiş Türk aileler yaklaşık 60 yıldır orada yaşamakta, kendileri emeklilikte Türkiye’ye dönme düşü kursa da çocukları ve torunları bir Alman vatandaşı olarak hayatlarını sürdürmektedirler. 60 yıllık uyum süreci ilk giden kuşak için kolay olmasa da 4. Kuşak için bu konu eski masallarda yer almaktadır.

 

Kaynakça

Akbulut, H. (2010). Göçmenlerin anadili, eğitim, kültür ve entegrasyon sorunları sempozyumu. Die Gaste. Sayı:14 03.02.2011 tarihinde indirilmiştir.

Alabay, E. (2008). Almanya'da yaşayan Türk ailelerin okul öncesi dönem çocuklarının dil gelişimi ve Alman hükümetinin göçmen çocukları için düzenlediği dil gelişim programları. I. Uluslararası Eğitim ve Kültür Bağlamında Avrupalı Türkler Kongresi. Erciyes Üniversitesi Yayınları.

Bekir, H. Ş. (2004). Almanya’da okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 5-6 yaş grubu Türk çocuklarına uygulanan dil eğitim programının dil gelişimine etkisi. Yayımlanmamış Doktora Tezi Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Ankara.

Babaoğlan, E. (2011). The educational problems of Turks living in Eu-rope. Bilig, Summer

Biber, K. (2009) Federal Almanya cumhuriyetinde çoğunluğu Türk çocuklarının faydalandığı özel eğitimin amaç, yapı ve süreç boyu-tunda incelemesi. I. Uluslararası Eğitim ve Kültür Bağlamında Avrupalı Türkler Kongresi. Erciyes Üniversitesi Yayınları.

Buz, S. (2008). Federal Almanya'da göçmenlerin eğitim sorunları: Abi-tur eğitimlerini tamamlayan Türkiye kökenli gençler araştırması. I. Uluslararası Eğitim ve Kültür Bağlamında Avrupalı Türkler Kongresi. Erciyes Üniversitesi Yayınları.

Çalışkan, N. (2009). Türk Öğretmenler tarafından yürütülen Türkçe ve Türk kültürü derslerinin verimliliğini etkileyen faktörler. I. Ulusla-rarası Eğitim Ve Kültür Bağlamında Avrupalı Türkler Kongresi. Erciyes Üniversitesi Yayınları.

Doğan, A. A. (2005). Göçmen Türklere yönelik uzaktan öğretim uygu-laması (F. Almanya’daki Türklerin eğitim sorunları ve Anadolu üniversitesi’nin batı Avrupa programları) Turkish Online Journal of Educational Technology TOJET January.

Eşel, G. (2009). Avrupa'ya kültürel uyum ve birlikte yaşam açısından ilk eğitim süreci olarak aile. I. Uluslararası Eğitim Ve Kültür Bağlamında Avrupalı Türkler Kongresi. Erciyes Üniversitesi Yayınları

Field. S, Kuczera,M, Pont.B. (2007). Başarısızlığa son. eğitimde eşitlik için on  adım OECD. 26.02.2010 tarihinde indirilmiştir. 

Gogolin, I. (2008). Eğitim yoluyla uyum. (çev. M. Çelikkafa) Goethe- Institut e. V. Güncelleme Ocak 2011, 10.03.2011 tarihinde indirilmiştir.  

Güllüpınar, F. (2010). Almanya'da Türk göçmenlerin çocuklarının bölünmüş kaderleri ve eğitimdeki başarısızlıkların kaderleri ve eğitimdeki başarısızlıkların yapısal nedenleri: Entegrasyon aşağı mı yukarı mı? Eğitim Bilim Toplum Dergisi. Yaz.

Kulaksızoğlu, A. (2008). Almanya'daki üçüncü kuşak Türk gençlerinin Türkçe ve Almanca bilme seviyelerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi ve eğitim sorunlarının tartışılması. Buca Eğitim Fakültesi Dergisi 23.

Klammer, U. (2010). Göçmenlerin anadili, eğitim, kültür ve entegrasyon sorunları sempozyumu. Essen Üniversitesi, 16-17 Ekim, Duisburg. www. Die Gaste.de Sayı:14. 12.11.2011 tarihinde indirilmiştir.

Leblebicioğlu, A. (2009) 50. Yılında yurtdışında Türkler entegrasyon / uyum, eğitim ve sivil toplum örgütlerinin rolü ve önemi. Yurtdı-şındaki Türkler: 50. Yılında Göç ve Uyum Sempozyumu. Ankara.

Löhrmann, S (2010). Göçmenlerin anadili, eğitim, kültür ve entegrasyon sorunları sempozyumu. Die Gaste, Sayı: 14. Kasım, Aralık.

Özdemir, S. Benzer. M. H ve Akbaş, O. (2009).  Almanya'da yaşayan 15-19 Yaş Türk gençlerinin eğitim sorunlarına ilişkin bir inceleme (Kuzey Ren Vestfalya Örneği) Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 10, Sayı 1, S: 39.

T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı. (2011). Avrupa'da Yaşayan Türkler. Ankara.

Ünver, C. (2009). Yurtdışındaki Türklerin eğitim sorunlarına bir bakış: Almanya örneği. Yurtdışındaki Türkler: 50. Yılında Göç ve Uyum Sempozyumu. Ankara

Yazıcı, Z. (2010). Onlar bizim hemşehrimiz. Uluslararası göç ve hizmetlerin kültürler arası açılımı. AKVAM. Akdeniz Üniversitesi. Siyasal Kitabevi. Ankara


Bu Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu habere (0) yorum yapılmıştır.


Yorum Yapın





ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.
Yazılan yorumlardan Eğitimcinin Sesi veya egitimcininsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.