Sanat eğitimi ihtiyaçtır

...bireyin yaşamsal ortamı kavraması ve anlamlandırması sanal değil, ancak gerçek dünya ile ilişki içinde olmasına bağlıdır.

15.8.2018 - 22:57

Okunma Sayısı : 672

Yorum Sayısı : (1) yorum yapılmıştır.



Gülsün ŞAHAN / gulsunsahan@ulusalegitim.com

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”Mustafa Kemal ATATÜRK

Özet: Sanat kişiyi anne karnında başlayıp ölümüne dek yaşam boyu etkileyecek bir süreçtir. Bebeğin anne karnında duyduğu ezgilerin tüm yaşamını etkilemediğini kim bilebilir? Sanat eğitimi bilinçli bir şekilde verildiğinde, tüm insanımız doğru bakmayı, güzel görmeyi, doğru işitmeyi, ürettiklerinde estetik bir kaygıduymayı öğrenecektir. Son yıllarda eğitimde çoklu zeka kuramıyla öğrencilerin ilgi ve yeteneklerinin ortaya çıkarılıp bu yönde eğitilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

 

Sanat; insanın yapısı gereğidir ve yaşamın vazgeçilmez öğelerinden biridir. Sanat insan varlığının bir anlatımıdır ve bu anlatım olmadan gerçek anlamda insan olunamaz (Uçan,S:109,l994).

 

Sanat sadece estetik bir obje yaratmak ya da böyle bir obje yaratmak ve ya böyle bir obje karşısında olduğunun farkına varmak demek değildir. Sanat insanoğlunun yaşamının her anında, yaptığı her eylemde , tüm tutum ve davranışlarında ,düşünmeden gerçekleştirdiği bir estetik kaygı içinde olmasıdır. Kısaca sanat, estetik kaygı duymaktır. Estetik kaygı doğru ile yanlış, iyi ile kötü gibi kavramlar arası seçimlerde, bu kavramlar arası ilişkilerde duygularımız yoluyla istenilene yönelten önemli bir güdüleme olarak karşımıza çıkar. İnsanın ilgi, yetenek, beceri ,zevk ve tutumları tanıması, farkına varması, onu yaşama bağlar, yaşamdan haz duymasını sağlar. Estetik kaygı, aracı insanı yaratıcı insana dönüştüren en önemli etmenlerden ve pekiştireçlerden birisidir (Erinç,S:46,l994).

 

Kişi yaptığı sanatsal üretimle topluma da bağlanır, diğer insanlara ulaşır, geleceğe inancını kazanır(Etike,S:26,l999). Umudunu ve yaşama sevincini yitirmiş insan yaşama bağlanamaz, çevresine sevgiyle yaklaşamaz, kendini ve başkasını sevemez. Sevgi, bilgi ve yaratmanın kaynağıdır. Çok yönlü ilgi insana yeni boyutlar katar ve zengin ilişkiler içinde yeni çağrışımlara neden olur (Gençaydın,S:59-60,l994). Sanat eğitimi, bireye kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak belirli sanatsal davranışlar kazandırma ya da bireyin sanatsal davranışında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı belirli değişiklikler oluşturma işidir. Sanat eğitimi temelde bir estetik davranış kazandırma sürecidir(Uçan,S:100,1994). Sanat eğitimi çağdaş yaşama ve özgür düşünme yolu açar, insanın kişiliğini ortaya çıkarır ,yaşama biçim verir, toplumun refaha ulaşmasında etken olur, dünya barışının güvencesi olur, kişinin özgürlük ve bağımsızlık duygularını doyuma ulaştırır ve insana geniş bir açı içinde düşünme yeteneği kazandırır (Telli,S:31,2000).

 

Sanat eğitiminin baş amaçlarından birisi kısaca işitmeyi, dokunmayı, tat almayı öğretmektir. Endüstrileşmeyle gelen üretim biçimini, yaşama biçimini de değiştirmiştir ve bu toplumun yarattığı, bu yeni insan tipi birey olarak var olan niteliklerini kaybetme tehlikesi içindedir. Bu insan özgür insana yabancıdır, ne sunulursa kabullenen, eleştirel düşünceden ve istenç varlığı olmaktan uzaklaşmaktadır (Gençaydın, S:59-60,l994). Tüketimi körükleyen ve konfor vadeden çağdaş ortam, bireyi düş kurma zahmetinden kurtarıp, bilincini sanal gerçekliğe teslim etmektedir. Oysa bireyin yaşamsal ortamı kavraması ve anlamlandırması sanal değil, ancak gerçek dünya ile ilişki içinde olmasına bağlıdır.

 

Sanayi sonrası tüketim kültüründe teknolojik harikalar, insan bilincini ipotek altına alıp onu bloke ettikçe, insanlarda sanayi ürünleri gibi tek tip olmaya başlamaktadır (Sakızcı,S;l,l999). Çağımızın gittikçe mekanikleşen insanı, mutsuzluğunun nedenini çevre koşullarının yanı sıra kendinde var olan potansiyeli, yaratıcı gücü dışa yansıtmamasında aramalıdır. Bu konuda bilim adamları, sanatçı ve yöneticilere düşen görev gençlere estetik kaygı duymasını, bu kaygıyı yaşamalarını öğretebilecek bir ortam hazırlamak olmalıdır. Onları tutucu, var olan sanatsal düşüncelere bağlı kılmak yerine, seçenekleri görebilecekleri bir eğitim olanağı, bu seçenekleri sıralayabilecekleri bir çevre düzenlemesi içine sokmak gerekir (Erinç.S:46-50,l994).

 

Topluma üst düzeyde haz duyma alışkanlıklarının kazandırılması, toplumu sanata karşı motive etmekle ve bu ilgiyi nitelikli sanat ürünleriyle sürekli canlı ve taze tutmakla olasıdır. Yoksa çoğunluğun isteklerine, populizmin kolaylığına sığınarak toplumu eğitmek mümkün değildir. Bu konuda örgün ve yaygın eğitim kurumları, resmi ve özel kuruluşlar, yerel yönetimler ve kitle iletişim araçlarına büyük sorumluluk düşmektedir (Gençaydın,S:59-60-64,l994).

 

Temel sanat eğitimi başlıca örgün eğitim içinde yer alır, ergenin tüm duygusal ve düşünsel süreçlerini çalıştırarak, görsel ve gözel alanda madde ile yapıcı-kurmacı iletişim ilişkilerine girmesi, yeni düzenlemelerle bir takım formlara ulaşması süreçlerinden oluşur. Bu etkinliklerle yaşama, tanıma ve değerlendirme sürecinde usavurma ,yargılama, denetleme en önemlisi de kişide özeleştiri yeteneği kazanılır. Temel sanat eğitimi ile gençler bilim ve teknoloji dünyasına hazırlanır ve aynı anda kişisel yeteneklerini geliştirme olanağı verilmiş olur (San,S:26,27,l983).

 

Tüm eğitim kademelerinde sanat eğitimin üzerinde önemle durulması gerekir. Bu amaçla konulmuş resim dersleri amaca uygun işlenmelidir. Hiç bir ders için feda edilmemelidir. Yüksek Öğretim Kurulu'nun zorunlu seçmeli ders olarak bütün yüksek öğretim kurumlarında uyguladığı, Sanat Eğitimi belki de estetik kaygı aşılama yönünden ülkemiz için önemli bir adım olabilir, yeter ki bu eğitim uzman kişilerce ve çağdaş bir anlayışla verilsin ve kapsamı öğrencilerde işe yarar bir öğrenme yaratabilsin (Erinç,S:46-50,l994).

 

Kısaca sanat eğitimi, bireye her alanda kullanabileceği, yaratıcı davranışlar kazandıran, insanın insanlaşmasında bu türden evrensel değer ve amaçları içeren, sekteye uğratılmaması gereken bir süreçtir. Bu süreç hiçbir eğitim kademesinde atlanılmadan, yerine başka dersler konulmadan işlemelidir.

 

KAYNAKÇA

1-      Etike, S. (1999). “Yaralı Duyguları Sanatla Onaralım” Öğretmen Dünyası Dergisi.. H Ekim,

2-      Erinç, S. M.(1994). “Yaşamı Güdüleyici Bir Etken Olarak Estatik Kaygı” Sanat Yazıları IV. H.Ü.Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları

3-      Gençaydın,Z. (1994). “Beğeni ve Kültür Yozlaşması Üstüne” Sanat Yazıları IV. H.Ü.Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları

4-      Sakızcı,M.(1999) .Doğa,Toplum,İnsan Üçgeninde Nesne ve Değerlerle Kuşatılmış Bireyin Plastik İmge Yaratma Sürecinin Çözümlenmesi .H.Ü.Sos.Bil.Ens.Yüksek Lisans Tezi

5-      San, İ. (1983), Sanat Eğitimi Kuramları. Aralık Ankara

6-      Telli,H. (2000) “Hidayet Telli ve Sanat Eğitimi" Öğretmen Dünyası Dergisi, Ocak

7-      Uçan,Ali. (1994) Sanat Eğitiminin Niteliği, Üç Ana Türü ve Bazı Temel Sorunları. Sanat Yazıları IV. H.Ü.Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları


Bu Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu habere (1) yorum yapılmıştır.


  • Gülsün Şahan

    15 Ağustos 2018 Çarşamba

    Tüm insanlık yapay zekaya karşı sadece ve sadece sanatla fark yaratacaktır. Sanat lüks değil ihtiyaçtır.

Yorum Yapın





ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.
Yazılan yorumlardan Eğitimcinin Sesi veya egitimcininsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.