Kadınların Eğitimi

Eğitim, kadınların erkeklerle eşit düzeye gelmesinin ilk anahtarıdır. Eğitimli kadın ekonomik yönden de güçlü hale gelerek siyasal, yasal tüm haklarını kendisi koruyacaktır.

15.10.2018 - 16:38

Okunma Sayısı : 780

Yorum Sayısı : (0) yorum yapılmıştır.



Gülsün ŞAHAN / gulsunsahan@ulusalegitim.com

ÖZET

Dünyada kadınların durumu incelendiğinde erkeklerden geri planda kaldıkları görülmektedir. Türkiye’ de de durum farklı değildir. Okuma yazma bilmeyenler arasında kadınların sayısı erkeklerden daha fazladır.  Eğitim, kadınların erkeklerle eşit düzeye gelmesinin ilk anahtarıdır. Eğitimli kadın ekonomik yönden de güçlü hale gelerek siyasal, yasal tüm haklarını kendisi koruyacaktır. Sonuç olarak kadınların eğitiminde var olan sorunların devam ettiği, bu sorunların çözümünde önlemlerin alınarak uygulamaya konması gerektiği anlaşılmaktadır.
Anahtar sözcükler: Kadın, kadın eğitimi, cinsiyetçi yaklaşımlar, dezavantajlı guruplar
*Bu çalışma Uluslararası Sosyal Bilgiler Eğitimi Sempozyumu (USBES6-2017)’nda sunulan sözlü bildiriden üretilmiştir.

 

GİRİŞ
21. yüzyılda Dünya’da kadın ve erkeklerin durumları karşılaştırıldığında kadınların erkeklere göre geri kaldığı ya da bıraktırıldığı görülmektedir. Bir çok ülkede durum bu yönde olup Amerika’da kadınların erkeklere göre daha az ücret aldığı bilinmektedir. Avrupa’da ise kadınlar adına önemli kazanımlar olmaktadır. Türkiye’de kadınlar kazanmış oldukları haklar yönünden birçok ülkeye göre iyi durumda olmalarına rağmen eğitim, istihdam, sağlık, şiddet konularında hala dezavantajlı konumları devam etmektedir. Kadınların elde ettikleri haklarının bilincinde olmamaları, bu haklarını yeterince kullanamamalarının ilk sıradaki nedeni kadınların eğitim düzeyinin istenilen seviyeye ulaşmamasından kaynaklanmaktadır. Eğitim eksikliği nedeniyle kadınlar istihdamda da geri kalmaktadır. Kadın ve erkeklerin işgücüne katılım oranı incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları anlaşılmaktadır. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılım oranı %15,2, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılım oranı %27,2, lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %33,6, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %41,4 iken yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %71,3 olduğu görülmektedir. (TÜİK, 2018). Avrupa ülkelerinde kadın istihdamının % 72 civarında olması Türkiye’deki kadınların durumunu daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Kadının istihdamda yer almaması demek kadının kendi ayakları üzerinde duramaması anlamına gelmektedir. Güçlü kadın güçlü aile, güçlü toplum demektir. Kadınların eğitiminde karşılaşılan sorunlar, fırsat eşitsizliği, cinsiyetçi yaklaşımlar, gelenek ve görenekler, kadının ilk görevinin annelik olduğu vurgusu, erken evlilikler gibi birçok faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadınların yetersiz eğitimi tüm bu sorunların üstesinden gelmesini zorlaştırmaktadır. Türkiye’de kız çocuklarının doğumdan itibaren erkek çocuklarına oranla dezavantajlı olduğu, bunun etkisinin bir çok alanda kendini gösterdiği görülmektedir. (Özaydınlık, 2014). Yapılan araştırmalara göre ortaokula kadar eğitimini sürdüren kız çocuklarının liseye, ardından üniversiteye gitme şansı artmaktadır. Eğitimli bir kadının kendi ayakları üzerinde durması, kendi haklarının bilincinde olması, güçlü aile kurmaya hazır olması anlamına da gelmektedir.

 Tablo 1. Cinsiyete göre seçilmiş göstergeler, 2016

Kaynak; TÜİK,2018


Tablo 1 incelendiğinde 25 yaş üzeri okuryazar olmayan nüfusun %8,5 i kadınlardan oluşmaktadır. 25 yaş ve üzeri kadın nüfusunun %14.2 si yüksek okul mezunudur. 15 yaş ve üzeri kadınların %28’i istihdam edilmiş olup bu oran iş gücüne katılmaktadır. Erkeklerde bu oran %72 dir. 15 ve 24 yaş arası işsizlik oranı %23,7 olarak belirlenmiştir. Bu veriler kadın eğitimini ve kadınların ne oranda meslek edindiğini göstermektedir. Bu oranların kadın ve erkekte benzer düzeye gelmesinin hem kişisel, hem aile hemde toplum refahı için önemli olduğu düşünülmektedir. Ayrıca Türkiye nüfusunun %22.2’si lise mezunu erkeklerden oluşuyorken, nüfusun %14.4’ünü lise mezunu kadınlar oluşturuyor. Yüksekokul mezunu erkek oranı %15.1’ken, yüksekokul mezunu kadın oranı ise %10.7, yani üniversite okuyan erkek öğrenci sayısı, üniversite okuyan kız öğrenci sayısından %11 daha fazla (Erkılıçi 2016).

Kadının gelişimindeki engellerden biriside erkeklerin bakış açısıdır. Eski çağlardan beri üstün olmayı yönetmeyi bir hak olarak eline geçirmiş olan erkeklerin kendisine hizmetkar olarak gördüğü kadınların kendi düzeyine çıkmasını istememeleri, kadınların yönetimi ele geçirmesinden de korkmalarıdır. Bu nedenle cinsiyetçi bakış açısına sahip erkekler kadınları geliştirecek her türlü etkinliği farklı şekillerde engellemektedir. Taciz, şiddet büyük ölçüde erkek tarafından uygulanmakta, erkekler kendi yararlandıkları hakların kadınlar tarafından kullanılmasına da tahammül edememektedirler. Erkeklerin bir bölümü kendisine karşı çıkan, haklarını savunan kadına şiddeti meşru görmekte olup çoğunlukta oldukları hukuk alanında da kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaktadırlar. 

 

Kadınlar güçlenip özgürleştikçe, bedenlerini taşımadan kendilerini ifade biçimlerine kadar özgüvenleri arttıkça, iş piyasasına girerek erkeklerle daha çok rekabet ettikçe, çok sayıda erkeği değiştirmeye başlayıp “yeni erkekler” yarattıkça; erkeklerin güçsüzleştiği, bazı haklarını kaybettikleri, korkup öfkelendikleri, ellerinde kalan kadınlar üzerindeki iktidarlarına dört elle sarılmaya çalıştıkları görülmektedir. Ayrıca erkeklik krizi, bir çok kriz ve belirsizliklerle birleşince daha da yoğun ortaya çıkmaya başlamaktadır. Erkekleri ve ulusları kadınsılaştırdığı düşünülen feminizme duyulan nefret, kadınlara ve LGBTİ bireylere yönelik düşmanlık ve şiddet giderek artmaktadır (Ünlü, 2018). Kadın ve erkekler için eşit eğitim olanaklarının sağlanması önemlidir. Toplum nüfusunun yarısını oluşturan kadın ve genç kızların eğitimi önemlidir. Doğacak çocukların yetişmesinde önemli görev üstlenen kadınların toplumsal üretime, dolayısıyla toplum kalkınmasına daha fazla katılmalarını sağlamak eğitim ile mümkündür. Atatürk’ün, bir toplumu, erkek ve kadın denilen iki cins den oluştuğunu, bir gurubun bir parçası ilerlerken, diğerlerine bu olanakların sunulmaması ile o toplumun yükselemeyeceğini vurgulaması, kadın ve erkek eğitim sürecinde var olan eşitsizliklerin giderilmesinin önemini ortaya koymaktadır (Feyzioğlu ve ark, 1987, akt. Seven, Engin, 2007). Nobel ödüllü bilim insanımız Aziz Sancar “Bütün çocuklarımıza bilim alanında eğitim ve öğretim sunulması gerekiyor. Eğer kızlarımızı okula göndermezsek işgücümüzün yarısını kaybetmiş oluruz” demektedir (Uslu, 2015). Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda (2017) 142 ülke arasında 131’inci sırada yer alan Türkiye’de; erkek nüfus; eğitim ve işgücüne katılmada kadınların önünde yer almaktadır. Sorunlara genel olarak bakıldığında cinsiyetçi yaklaşımlar ilk sıralarda yer almaktadır. Ailelerin bir çok nedenle okumasına gereksiz baktığı kız çocuklarının erken evlendirilmesi, öncelikle annelik görevinin beklenmesi nedeni ile Milli Eğitimin temel ilkelerinden birisi olan fırsat eşitliğinin kızlar adına gerçekleşmediği söylenebilir. Kendileri de yeterli düzeyde eğitim almamış anne ve babalar kızların eğitimini gereksiz görebilmektedir. Günümüzde uzun süreli ekonomik yatırım gerektiren eğitim işi ekonomik yönden yeterli ve bilinçli ailelerin yapacağı bir yatırım haline dönüşmüştür.  Medya da tüm bu konularda yeterli desteği sağlamamakta, kadınların en fazla izlediği gündüz kuşağı programlarına kadınları bilinçlendirmeden uzak pasif tüketici haline getiren programlara ağırlık vermektedir. Tüm bunlar için en az 12 yıllık zorunlu eğitim desteği özellikle eğitim dışı kalmış dezavantajlı guruplar için zaruridir. Kadınların eğitim dışı kalmasında yer alan bir diğer faktörde hukuki düzenlemelerin kağıt üzerinde yeterli ancak farklı uygulamalarda kadınların aleyhinde olmasıdır. Mesleklerin kadın yada erkek işi olarak ayrılmamasına rağmen bazı mesleklerdeki erkek yada kadınların yığılması ile rol model eksikliği de yaşanmaktadır. Tüm bu zorlukları aşarak eğitimini tamamlayan meslek sahibi olan kadınları da iş yerlerinde bir çok sıkıntı beklemektedir. Mobbing gibi bezdirici uygulamalar kadınları meslek hayatı dışına itmektedir. Aile kurup çocuğunu büyüten kadınların eğitimini tamamlaması, ekonomik bağımsızlığını kazanması için yaygın eğitimin tüm kadınlara ulaşması gerekir. Karar alıcı makamlarda kadınların yeteri kadar yer almayışı da kadınların hayatın bir çok alanından dışlanmasına neden olmaktadır. Toplumsal önyargılar, erkeklerin kadınlara destek olmayışı, işe yerleşmede cinsiyet ayrımcılığı gibi bir çok faktör kadınların eğitimden yeterli düzeyde yararlanmasını engellemektedir.

 

Son yıllardaki teknolojinin gelişim hızı kadınları da olumlu yönde etkilemekte, kadınların bir çoğu gelişmelerin farkında olmaktadır ancak cinsiyetçi yaklaşımlar hala birçok alanda dikkat çekmektedir. Eğitimde fırsat eşitliği kızlar lehine istenildiği ölçüde sağlanamamıştır. İstatistiklerde kız erkek öğrenci sayısı birbirine çok yakın görünmekle birlikte okul terkleri, erken evlilikler, aileye ekonomik katkı gibi nedenler kızların eğitim hayatının kısa sürmesini etkilemektedir. Kadınların annelik görevi, öncelikle onlardan beklenen bir görev olmaktadır. Bu sonucu destekleyen bir çalışmaya göre kız ve erkek öğretmen adayları da kadının temel görevi olarak anneliği görmekte olup bu fikre olumlu bakmaktadırlar. Türk toplumunun kültürel değerleri ve dinsel yapısı kadınlara anneliği kutsal sayan bir anlayış yüklemiştir (Seçgin, Tural, 2011). Kız çocukları erken evlilik yapıp erken anne olduğunda eğitimi yarım kalmakta, çocuklar büyüyüp belli bir yaşa geldiğinde ise anneler eğitimlerini tamamlama, meslek edinme konusunda yetersiz kalmaktadır. Kız çocukları iyi eğitim alırsa bu eğitim hem kendilerine hem de ailelerine katkı sağlayacaktır. Bu sonucu destekleyen Şahan ve Yasa (2017) ’nın yaptığı bir çalışmaya göre kadın öğrencilerin aldıkları eğitimi erkek öğrencilere göre daha fazla ailesiyle paylaştığı, aldıkları eğitimden hem kendileri, hem de ailelerinin yararlandığı sonucuna ulaşmıştır.  Bir çok yerde rastlanan gelenek ve görenekler, ailelerin bilinçsizliği, eğitimsizliği kız çocuklarının eğitimde geri kalmasının  nedenleri arasında yer almaktadır. Dar gelirli ailelerde öncelikle erkek çocuklarının eğitimine önem verilmekte, kız çocukları geri planda bırakılmaktadır (Şahan, 1996). Erken yaşta evliliğin kız çocuklarının eğitimini ve meslek edinmesini engellediği anlaşılmaktadır. Bir araştırmada benzer sonuçlara ulaşılmış, pazarda çalışan kadınların erken evlendikleri ancak evlenme yaşının erken olmaması, kızların okuyup iş sahibi olması daha ileri yaşlarda evlenmeleri gerektiğini düşündükleri anlaşılmaktadır (Şahan ve diğerleri, 2014). Bu sonucu destekleyen bir başka çalışmada ise on sekiz yaşın altında evlenmenin kız çocuklarının eğitim seviyesini düşürdüğü, 18 yaşın altındaki kişilerin çocuk sayılması gerektiği belirtilmektedir  (Bayraktar, 2012).  Aslında yaslara göre 18 yaş altı kişiler çocuk sayılmakta, evliliklerine zorunlu haller dışında izin verilmemektedir. Erken evlilikler konusunda hukuki düzenlemelerin yetersiz olması,  var olanların uygulanmamasının da sorunlara neden olduğu söylenebilir. 

 

 Medya desteğinin sağlanmayışı, zorunlu eğitimdeki eksikler, rol model eksikliği , kadınlara iş yerinde mobbing uygulanması, yaygın eğitimin yetersizliği, kadına değer verilmeyişi, yönetimde kadınların yer almayışı, toplumsal önyargılar, erkeklerin kadınlara destek olmayışı, işe yerleşmede cinsiyet ayrımcılığı, kadının cinsel obje olarak görülmesi de kadınların eğitimden yeteri kadar yararlanamamalarına neden olmaktadır. Medyada kadınlar cinsel obje olarak daha fazla yer bulmaktadır. Bu sonucu destekleyen Demirgöz Bal’ın yaptığı bir araştırmaya (2014) göre Türkiye’de ve dünyanın genelinde reklam ya da dizilerde kadınlar cinselliği çağrıştıran, erkeği motive eden bir seks objesi ya da eşi ve çocukları için çabalayan evinin hanımı,  ailenin bakıcısı konumunda yer bulmakta olduğu anlaşılmaktadır. Kadınların medyada daha fazla eğitim ve mesleki anlamda yer almasına ihtiyaç bulunduğu söylenebilir. Kız çocukları için eğitimde barınma sorunu, eğitim harcamalarının yüksek oluşu da kadın eğitiminde karşılaşılan sorunlar arasındadır.

Dünya Kalkınma Raporu’na (2012) göre, toplumsal cinsiyet eşitliği aynı zamanda bir kalkınma aracı olarak da önemlidir. Kadınların eğitime, ekonomik fırsatlara ve üretken girdilere erkeklerle aynı düzeyde erişebilmesini önleyen engelleri kaldırmak birçok verimlilik kazanımları sunabilir, giderek daha rekabetçi, hâle gelen bir dünyada bu kazanımlar daha da önemlidir. Kadınların statülerinin iyileştirilmesi, çocuklara yönelik olanlar da dâhil olmak üzere birçok diğer kalkınma çıktısını besler. Kadınlar ve erkeklerin sosyal ve siyasi yönden aktif hâle gelmesi kararlar alması ve politikaları şekillendirmesi için eşit şansa sahip oldukları bir alan yaratması ile kalkınmaya katkı sunacaktır (Özaydınlık, 2014,109).

 

Kadınların eğitimi toplumun geleceği açısından önemlidir. Refah düzeyi yüksek mutlu toplumların oluşması için kadınların eğitilmesi gerekir.  Kalçık ve Şahan’ın (2018) kadına şiddete ilişkin yaptıkları bir çalışmaya göre şiddetin önlenebilmesi için kadınların eğitilmesi, toplumsal cinsiyet, aile eğitimi gibi konulara derslerde ve kitaplarda yer verilmesi, eğitimcilerin eğitilmesi, cinsiyetçi söylem ve yaklaşımlarda bulunulmaması, kız çocuklarının erken evlendirilmemesi, yeterli düzeyde eğitim almalarının sağlanması, sağlık ocaklarında annelere, anne adaylarına çeşitli eğitimler verilmesi, çocuk yetiştirme konusunda seminerler yapılması gerektiği belirtilmektedir. 

 

Sonuç olarak kadınların eğitiminde birçok sorunun halen devam ettiği, bu sorunların çözümünde kesin çözüm önerilerinin uygulamaya konması gerektiği anlaşılmaktadır. Okullarda kullanılan kitaplarda cinsiyet ayrımcılığı içeren içeriklerinin yeniden yapılandırılması, aile eğitiminin yeniden ele alınması, sadece kadınların değil erkeklerin de bu konularda eğitiminden geçmesi, erken evliliklerin tespit edilmesi ve önlenmesine yönelik olarak daha fazla önlem alınması gerekmektedir. 12 yıllık zorunlu eğitimin kız çocukları için özellikle uygulanması, kız çocukların erken yaşta okuldan alınarak açık öğretime yönlendirilmesinin engellenmesi, ancak eğitim çağı dışına çıkmış yaş grubunun açık öğretime yönlendirilmesinin sağlanması gerekir. Kadınların yönetim görevlerinde daha fazla yer alması, pozitif ayrımcılığın her alanda uygulanması önemlidir. Öğretmen, yönetici, muhtar ve idari yetkililerin kız çocukların okula devamının sağlamasında etkili bir şekilde görev alması, kadın istihdamının arttırılması, halk eğitim merkezleri, okullar ve diğer yerel kuruluşların kadınların eğitimine destek vermesi, kapatılan kırsal alanlardaki okulların yeniden açılması, kız çocuklara burs ve barınma desteklerinin arttırılması, kadına şiddet, taciz olayları konusunda caydırıcı önlemlerin alınması, suçlulara ağır yaptırımların uygulanması, kadın eğitimi konusunda kamu spotları, tv dizileri, filmlerin yayınlanması gibi önlemlere ihtiyaç bulunmaktadır.

 

Kaynakça
Bayraktar I. (2012) Türkiye çocuk yaşta evlilik UNFPA.   http://unfpa.org/webdav/site/eeca/shared/documents/publications/Turkey
Demirgöz Bal, M. (2014). Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine genel bakış. Kadın Sağlığı Hemşireliği  Dergisi, 1(1),15–28
Dünya Ekonomi Forumu (2017) Cinsiyet Eşitsizliği Raporu,  https://listelist.com/cinsiyet-esitsizligi-raporu/
Erkılıç, G,(2016) Nobel Ödüllü Aziz Sancar’dan Kız Çocuklarının Eğitimine Destek Projesi, https://bigumigu.com/haber/nobel-odullu-aziz-sancar-dan-kiz-cocuklarinin-egitimine-destek-projesi/
Kalçık, C, Şahan, G. (2018) Kadına Yönelik Şiddete İlişkin Yüksek Lisans Öğrencilerinin Görüşlerinin Değerlendirilmesi, HAYEF: Journal of Education, 15.1, 21-42
Özaydınlık, K.(2014) Toplumsal Cinsiyet Temelinde Türkiye’de Kadın ve Eğitim, Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 14, 33 SS: 93-112 
Seçgin, F., Tural,A, (2011) Sınıf Öğretmenliği Bölümü Öğretmen Adaylarının Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutumları,   e-Journal of New World Sciences Academy Education Sciences, 6, (4), 2456
Seven, MA, Engin, O, (2007) Türkiye’de Kadının Eğitimi Alanındaki Eşitsizlikler,  Atatürk Üniversitesi,  Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi ,  Cilt 9, Sayı 1 , s:180.
Şahan, G.(1996) Kız Çocuklarının Eğitimi, Öğretmen Dünyası Dergisi, Ankara
Şahan, G, Altaç, İ, Yasa, H,D, Ay, F, Şen, Ş, (2014) Eğitimci Gözüyle Bartın Kadınlar Pazarında Çalışan Kadınların Hayata İlişkin Görüşlerinin Değerlendirilmesi. Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt 3, Sayı 2, s. 416 – 434
Şahan, G., Yasa, H.D.  (2017). Hayat Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi Yüksek Lisans eğitiminin öğrencilere katkısının değerlendirilmesi. International Journal of Social Sciences and Education Research, 3(5), 1864. 
Türkiye İstatistik Kurumu (2018). İstatistiklerle Kadın 2017,
              http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27594
Uslu, A, (2015) Aziz Sancar: 'Çocuklarımıza Bilim Alanında Eğitim Vermemiz, Özellikle Kızlarımızı Okutmak Lazım', https://onedio.com/haber/-butun-cocuklarimiza-bilim-alaninda-egitim-ogretim-vermemiz-lazim--601332 
Ünlü, B (2018) Düşünce Dünyası ve Erkeklik, https://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/196908-dusunce-dunyasi-ve-erkeklik

 

Dr. Öğr. Üye. Gülsün ŞAHAN
Bartın Üniversitesi-Eğitim Fakültesi
gulsunsahan@hotmail.com

 

 

 

 


Bu Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu habere (0) yorum yapılmıştır.


Yorum Yapın





ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.
Yazılan yorumlardan Eğitimcinin Sesi veya egitimcininsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.