Matematik korkusunda öğretmen rolü

Matematik herkesin en azından temel eğitime başladığı yıllarda tanıştığı, sevdiği ya da nefret ettiği, bazen de korktuğu bir derstir. Öğrencilerin matematik dersiyle ilgili korkuya sahip oldukları yönünde genel bir inanış bulunmaktadır. Bu korkunun sadece Türkiye de değil bütün Dünyada olduğu da belirtmiştir. Ülkemizde matematik öğretimi, çoğu zaman çocuklar üzerinde bir baskıya dönüşerek matematik korkusunun yerleşmesine neden olmakta, öğrencilerin ilgi ve motivasyonlarını büyük ölçüde olumsuz

14.1.2019 - 19:50

Okunma Sayısı : 1137

Yorum Sayısı : (0) yorum yapılmıştır.



Gülsün ŞAHAN / gulsunsahan@ulusalegitim.com

(Bu çalışma 13-15 Eylül 2006 da yapılan Muğla Üniversitesi Eğitim Bilimleri Kongresinde bildiri olarak sunulmuştur. )    

      
ÖZET
Matematik herkesin en azından temel eğitime başladığı yıllarda tanıştığı, sevdiği ya da nefret ettiği, bazen de korktuğu bir derstir. Öğrencilerin matematik dersiyle ilgili korkuya sahip oldukları yönünde genel bir inanış bulunmaktadır. Bu korkunun sadece Türkiye de değil bütün Dünyada olduğu da belirtmiştir. Ülkemizde matematik öğretimi, çoğu zaman çocuklar üzerinde bir baskıya dönüşerek matematik korkusunun yerleşmesine neden olmakta, öğrencilerin ilgi ve motivasyonlarını büyük ölçüde olumsuz yönde etkilemektedir.

 

Öğretmen adayları henüz öğretmen olmadan çocuklarda matematik korkusunun oluşmaması, oluşmuş matematik korkusu ve kaygısının azaltılabilmesi için bu dersin öğretiminde nelere dikkat etmesi ve etkinlikleri nasıl düzenlemesi gerektiğini öğrenmeli, buna dönük çalışmalar planlayabilmelidir. Bu çalışmada ülkemizde temel eğitim aşamasında matematik korkusunun yerleşmesinde öğretmenin rolünü ortaya koymak ve bu korkunun aşılması yönünde katkı getirmek üzere, Sinop Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında öğrenim gören 3. sınıf öğrencilerinin matematik öğretimiyle ilgili öykülerinin çözümlemesinden yola çıkılmıştır. Ulaşılan bulgulardan hareketle, ülkemizde matematik korkusunun yenilmesi ve matematik öğretiminin etkililiğinin artırılması için örgün matematik eğitiminde öğretmenlere yönelik öneriler getirilmiştir. Bu çalışmanın amacı ülkemizde temel eğitim aşamasında matematik korkusunun yerleşmesinde öğretmenin rolünü ortaya koymak, değerlendirmeler ışığında bu korkunun aşılması yönünde  öneriler getirmek ,aday öğretmenlerin henüz öğrencilik aşamasında  dikkatlerini çekmek, konuya duyarlılıklarını arttırmaktır.

 

 

GİRİŞ
Matematik öğrenmeye ilk kez annemizin öğrettiği sayılar, takvim ve saat ile  yada babamızın akşam getirdiği birkaç şekerle çok küçük yaşlarda başlarız. Belki de anne karnında bile kalbin ritmi,dış dünyadan gelen uyarıcılar insan beynini matematiğe hazırlamaktadır.

 

Matematik herkesin en azından temel eğitime başladığı yıllarda tanıştığı, sevdiği yada nefret ettiği, bazen de korktuğu bir bilim dalıdır. (Umay, 2002-275). Öğrencilerin matematik dersiyle ilgili korkuya sahip oldukları yönünde genel bir inanış    bulunmaktadır. Bu korkunun sadece Türkiye de değil bütün dünyada olduğu da belirtmiştir. Öğrencilerin girmiş oldukları birçok sınavlarda matematik sorularının belirleyici olduğu da kabul edilmektedir. Öğrenciler açısından, matematik dersi zorunlu olarak öğrenilmesi gereken bir ders olurken  aynı zamanda başarısız olunabilecek bir dersmiş gibi de algılanabilmektedir. 

 

Hatta matematik dersi önemli,resim,müzik,beden eğitimi dersleri önemsizmiş gibi görülmektedir (Başar.Ünal,Yalçın). King de Matematik Sanatı kitabında “Okul yıllarımda Matematik öğretmenlerinden  bazıları matematiği sevmiyordu, matematiği anlamıyordu, matematiğin önemli olduğuna inanmıyordu.Okuttuğu konuya ilgi duymadığı olumsuz sözlerinden değil tutkulu olmadığı aşikarlığından anlaşılıyordu.İnsanın gerçekten sevdiği bir şey hakkında konuşurken o şeyden kaynaklanan büyülenmişliğinin dinleyiciye de bir ölçüde aktarıldığını biz o yaşımızda bile biliyorduk.Biz onun matematik sevmediğini biliyorduk ama onu suçlamıyorduk çünkü bizde sevmiyorduk(S:3-6; 2006) demektedir.

 

Matematik öğretiminin etkililiği, eğitim sistemimizin can alıcı sorunlarından biridir. Öyle ki, öğrencilerin halen temel matematiksel ilişkileri kavramakta güçlük çekmeleri, harcanan zaman, emek ve maddi külfetin büyük ölçüde boşa gittiğini göstermektedir. Öte yandan  öğretim sürecinin ağırlıklı şekilde  matematiksel zekaya dayalı olarak yürütülmesi, öğrencilerin diğer zeka alanlarının gelişimini önlemektedir. 

 

Bunun yanında, ülkemizde matematik öğretimi, çoğu zaman çocuklar üzerinde bir baskıya dönüşerek matematik korkusunun yerleşmesine neden olmakta, öğrencilerin ilgi ve motivasyonlarını büyük ölçüde olumsuz yönde etkilemektedir. Baykul’a  göre genel olarak soyut kavramların kazanılması zor olmakta matematiğin zor gelmesi  bundan kaynaklanabilmektedir. Matematik kavramları öğretilirken somutlaştırılarak bu zorluklar giderilebilir, azaltılabilir. İlköğretim birinci kademede öğrencilerin zorlanacağı kavramlar yoktur, önemli bir zihin arızası olmayan her çocuk bu davranışları kazanabilir.(Baykul,1998.s:35)   

 

Korkunun azaltılmasında eğitimcilere büyük görevler düşmektedir. Uzun ve can sıkıcı ödevlerden kaçınılmalı, düzeylerine uygun, kapasitelerini zorlamayan matematik etkinlikleri yapılmalı, ezberden uzak, anlamaya ve akıl yürütmeye dayalı bir yöntem uygulanmalıdır. Etkinlikler sırasında çocuğun kendi düşüncelerini açıklamasına uygun ortamlar yaratılmalı. Matematiğin eğlendirici, dinlendirici yanı ortaya çıkarılmalı, oyunlara yer verilmeli. Bu tür çalışmalarla öğrencide matematik korkusu oluşmadan önlenmelidir. (Akdeniz-2004).Uygulamaya konulan yeni ilköğretim proğramında da matematik derslerinde çoklu zeka öne çıkmaktadır.

 

Eğitim Fakültesi öğretmen adayı öğrencilerinin matematiğe ilişkin olumlu yada olumsuz tutumların kaynağı sorgulandığında öğretmen odaklı korkular dikkati çekmektedir. Öğrencilerin pek çoğunun öyküsünde sebepsiz,aile yada çevreden kaynaklanan korkular yerine öğretmenlerin matematik derslerinde olumlu yada olumsuz tutumlarının  öne çıktığı  görülmektedir. 

 

Bu konuda yapılan araştırmalar ve yaşanan deneyimler, ilgi çekici ve güdüleyici hale getirildiğinde, her öğrencinin temel matematiksel işlemleri öğrenebileceğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, öğretmenlerin matematik öğretimi sürecinde öğrencilere olumlu yaklaşım sergilemelerinin ve günlük yaşamda karşılaşılan problemleri matematiksel süreçlerle ilişkilendirmelerinin matematik korkusunun ortadan kalkmasına katkı sağlayabileceği belirtilmektedir.

 

Öğretmen adayları henüz öğretmen olmadan çocuklarda matematik korkusunun oluşmaması, oluşmuş matematik korkusu ve kaygısının azaltılabilmesi için bu dersin öğretiminde nelere dikkat etmesi ve etkinlikleri nasıl düzenlemesi gerektiğini öğrenmeli, buna dönük çalışmalar planlayabilmelidir. Yüksel (2004) in yaptığı bir araştırmada Ortaöğretim öğrencilerinin ve üniversite öğrencilerinin matematik korku düzeyleri incelenmiş, cinsiyete ve cinsiyetin matematik başarısında önemli olduğu inancına göre matematik korku düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

 

 

YÖNTEM
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sinop Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında öğrenim gören 3. sınıf öğrencilerinin matematik öğretimiyle ilgili öykülerinin çözümlemesinden yola çıkılmıştır. Bu anlamda, çalışma betimsel  alan araştırması şeklinde yürütülmüş olup gerekli nitel verilerin toplanmış, öğrenci öykülerinin betimsel analizi yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya konu olan öğrenci öykülerinin tamamı 3-A ve 3-B den toplam iki sınıfın  64 öyküsünden oluşmaktadır. Burada ilginç olanlar kısaca özetlenmiştir. Öğrencilerden alınan öyküler olumlu ve olumsuz olarak iki bölümde incelenmiş, öğrencilerden alınan öyküler cinsiyete göre ayrılmamıştır. 

 

BULGULAR
Bu bölümde ilginç öyküler olumlu ve olumsuz iki bölümde kısaca özetlenmiştir. Matematik öğretmenlerinin bu dersi sevdirmeye olumlu katkısı aşağıdaki öykülerde açıkça görülmektedir. Bazı öğrenciler matematikle ilgili bir sorun yaşamadıklarını bu nedenle olumlu yada olumsuz öğretmen davranışlarını hatırlamadıklarını belirtmişlerdir. İnsan hafızasında en olumlu ve en olumsuzların uzun süre silinmediği gerçeği burada da görülmektedir.

 

İ.K. İlkokul 3.sınıfa kadar matematiği sevmiyordum, bunu gözlemleyen öğretmenim benimle özel olarak ilgilendi.derslerden sonra konuları bana tekrar anlattı, derslerde problemleri çoğunlukla bana çözdürdü, matematiği sevmemi sağladı.

 

M.A.Ö. Matematik benim en çok sevdiğim derstir. Matematiği sınıf öğretmenim sevdirdi. Nasıl öğreteceğini çok iyi biliyordu, problemin bir değil birçok çözüm yolu olduğunu gösterirdi, herkesin derse aktif katılımını sağlardı,derslerimiz yarış halinde geçerdi,önce çözen tahtada nasıl çözdüğünü anlatırdı. Öğretmenimiz öğretirken eğlendiren, eğlendirirken düşündüren bir çok yöntemle ders işlerdi.

 

İ.E. Karşı;Çok basit! Bir öğrencinin dersi sevmesi için yaşı kaç olursa olsun öğretmeni de sevmesi gerektiğini düşünüyorum,Bu düşünceye matematik dersinde ulaştım,Lise 1.sınıfa kadar matematikle ilgili bir düşüncem yoktu,o yıl matematik öğretmenim bana matematiği sevdirdi,yaptığı iş çok basitti,sınavda kolay sorular sordu ve ben 80 aldım.Gerisi geldi,notumu düşürmemek için çalıştım öğretmenin olumlu tutumu benim başarımı destekledi.Matematiğin temelini kendim için o yıl atmış oldum.

 

U.Y. Lise 1.sınıftaki bir öğretmenimi unutamıyorum. Tanımadığım için sevmediğim,tanıdıkça ona sevgiyle bağlanan ya da örümcek ağlarında çırpındıkça daha sıkı bir şekilde yakalanan bir av gibi daha sonra ondan kopamadım. her zaman yanlış yapan arkadaşlarımızı uyaran,boş zamanlarında gönüllü olarak matematik etütleri yapan,daha da önemlisi benim ve arkadaşlarım için katılma fırsatı sağlayan,kendimize olan güven ve başarma duygusu kazandıran Matematik öğretmenime teşekkür etmeyi borç bilirim.Kendisini sevdiren bir öğretmen hemen hemen tüm derslerde öğrencinin olumlu tutum geliştirmesine yardımcı olur.

 

C.C. Matematik korkum olmadı,bu dersi hep sevdim.Başarılı olduğum içinde öğretmenim benimle daha fazla ilgileniyordu.Matematik kolay bir derstir.Öğrenilemeyecek kadar karmaşık ve korkutucu değildir.Bu kanıyı öğrencinin zihninde canlandırmakta öğretmenin elindedir.Öğretmen çocuklara özgüven kazandırmalıdır.

 

Ö.K, Matematiği üniversite öğrencisi bir arkadaşımdan öğrendim.Bana temelden anlattı.Şimdi artık matematiği anlıyor , seviyor ve kendime güveniyorum.Başarının yolu kendine güvenden geçer.

 

C.Ç, Derste gösterdiğim aktifliği sınavlarda gösteremiyordum.Normalde zayıf geleceği halde bu dersten geçtim.Öğretmenim sözlü notumu yüksek vermiş.Öğretmenimin bana olan güveni matematikte hep daha iyi olmamın başlangıcı oldu.

 

Ç.K, Daha önceki öğrenim yaşantımda başarılı,başarısız,girişken,sessiz öğrencilere farklı davranılıyordu, ayrımcılık yapılmasının ezikliğini yaşadım hep ama dershane öğretmenimiz farklıydı,herkesle ilgilenirdi, derste espriler yapardı,bir önceki derste nerde kaldığımıza her zaman bir başkasının defterinden bakardı,bu etki ile matematiğe karşı sempati duymaya başladım.Öğretmen adayı olarak artık öğrencilerime nasıl davranmam gerektiğinin bilincindeyim.

 

H:A; Matematikle ilgili olumlu anım çok az, sadece dershane öğretmenimi hatırlıyorum, matematiği zorlaştırmadan anlatırdı, örnekleri kolaydan zora doğru çözer,farklı soruları bizimle çözer,bize zaman verir sonra kendisi çözerdi, herkese kendini kontrol etme fırsatı vermiş olurdu.

 

Ö.E; Lise 1 deki öğretmenim bize tatlı diliyle hoşgörülü yaklaşır, ders sırasında küçük sohbetler yapardı.Kendini sevdirerek dersi sevmemizi sağlamıştı.

 

Ş.Şahin, Orta okula kadar matematiği sevmezdim,bana bir arkadaşım sevdirdi,bana formülle çözmeyi öğretti,yeni formüller öğrendikçe matematikten zevk aldım ve matematik hayatımın bir parçası oldu.Bugün üniversitede oluşumu matematik sevgime bağlıyorum.

 

Öğrenci öykülerinde öncelikle dikkati çeken olumlu öğretmen davranışlarının matematik derslerini sevdirmeye katkısıdır. Bazı öğrenciler bu sevginin tüm eğitim yaşantılarını olumlu etkilediğini belirtmektedirler. Matematikte özel ilgiye ihtiyaç duyan çocuklar öğretmenden ilgi gördüğünde dersi sevmeye başlamakta, özgüven kazanmaktadırlar. Etkinliklere tüm öğrencilerin aktif katılımını sağlayan, öğretirken eğlendiren, düşündüren, tatlı bir yarışa sokan öğretmen bu dersi sevdirmekte, öğretmeni sevme de dersin sevilme nedeni olabilmektedir.Sevilen öğretmene mahcup olmamak, aldığı notu düşürmemeye çalışmakta başarıyı arttırmaktadır. Öğretmenin esprili olması,tüm öğrencilerle ilgilenmesi,matematiği olduğundan fazla zorlaştırmadan somut örnekler vererek işlemesi,ders arasında küçük sohbetleri yapması derse ilgiyi arttırmaktadır. Olumsuz örneklerin herkesin yaşadığı yada duyduğu öykülere benzediği görülmektedir. Olumsuz örnekler bir şekilde olumluya dönüştüğünde başarı artmakta bazıları ise unutulmaz bir iz bırakmaktadır.

 

İ.K-Hiç unutmadığım öğretmenlerimden birisi de Lise 3 teki matematik öğretmenimdi. Bizim sınıfı ilk geldiği günden beri sevmedi, devamlı olumsuz şeyler söyledi, en çok ta …Boş yere dershanelere para vermeyin, nasıl olsa kazanamayacaksınız derdi. Sınıfı geçemedik.. Sınıfın yarısı 0,yarısı 1 aldı. Ben 1 aldım ve çok sevindim.. Bu öğretmeni hiç unutmadık ve hakkında hiç te iyi  düşünmedik.

 

M.A.Ö; Orta okul matematik öğretmenimiz sert bir yapıya sahipti,bir gün problemi sınıfta çözerken sıra arkadaşım problemle ilgili bir şey sordu, cevaplarken sesim yüksek çıkmıştı. Öğretmenim sessiz olmamı aksi halde dışarı çıkmamı söyledi, savunmaya geçince de ya öylemi? Çok bilmiş kalk tahtaya bize de anlat o zaman dedi, ben tahtada anlatarak çözerken öğretmenimiz devamlı aklımı karıştırmak için beni eleştiriyordu, yazımın çirkin olduğunu söylüyordu, çözemeyeceğimi sandığı halde alnımın akıyla çözerek bitirdim.

 

İ.İ, Matematik okul döneminde korkulan ve öğrencilere sorun çıkarmaktan başka bir işi yaramayan  bir ders olarak görülmüştür. İlk okul dönemlerinde matematik aşığı iken lise döneminde bu dersten soğudum. Matematik benim için bir kambur olmuş, nefret etmeye başlamıştım. Hocamız değişene kadar.

 

F.Ç, Üniversitedeki matematik öğretmenimiz bizi matematikten soğuttu, doğru düzgün tahtayı kullanmıyor, kendi sorduğu soruları bile bilmiyordu, bizleri dinlemiyor, başka çözüm yollarını kabul etmiyordu.

 

H:A; Öğretmenim kendi hazırladığı defterle ders anlatırdı, anlamadığınız yer var mı diye sorar, ya işlemi nasıl yaptığını anlatır yada anlamayacak ne var diye kızardı. Bir diğer öğretmenimde dersi hızlı ve sessiz anlatırdı. Dersi yetiştirmesi gerektiğini ve sınıfın gürültülü olduğunu söyler, dümdüz, tonlamasız, kısık sesle ders anlatmaya devam ederdi.

 

Ö.E; Lisedeki öğretmenim dersi ağır bir şekilde, ara vermeden, soyut kavramların dışına çıkıp örneklemeden, düz ve sıkıcı bir şekilde anlatırdı. Benimle birlikte tüm sınıf dersi sevmiyor ve gözümüzde büyütüyorduk. Sevdiğim bu dersten bu şekilde soğudum.

 

Olumsuz örnekler incelediğinde bazı yanlış öğretmen davranışlarının öğrenciyi olumsuz yönde etkilediği ve matematik dersinden soğuttuğu görülmektedir. 

 

Öğrenciyi notla korkutmak, en düşük notu vermek, moral bozmak, aşağılamak, alay etmek, başarısızlığı vurgulamak, başarıyı küçümsemek öğrencide derse karşı olumsuz tutum geliştirmesine neden olmaktadır.

 

Ders sırasında tahtayı iyi kullanmayan, değişik çözüm yollarını kabul etmeyen, dersi sıkıcı ve monoton işleyen, öğrenciyi dinlemeyen, sorduğu soruların çözümünü öğrenciyle paylaşmayan, hızlı ve açıklamaya yer vermeden problem çözen, ses tonunu iyi kullanmayan, soyut kavramları yeterince örneklemeyen, somut kavramlara öncelik vermeyen, konunun anlaşılmasından çok programın yetişmesine öncelik veren öğretmenler öğrencinin anlamasını daha da zorlaştırmakta ,anlamayan öğrenci başarısız olmakta, başarısızlık matematik korkusunu arttırmaktadır.

 

Öğrenci hatasında sözlü yada fiziksel şiddet uygulayan ve korkutan öğretmenler sadece proğramı yetiştirmekte yada ben anlatıyorum onlar anlamıyor düşüncesiyle kendilerini haklı görmektedirler.Bu öğretmenler öğrencilerin sadece matematikten değil eğitim hayatının tamamında başarısız olmalarına neden olmaktadır.

          


SONUÇ 
Genel olarak kendini sevdiren, hoşgörülü, esprili, tüm öğrencilerle ilgilenip onların özgüven kazanmasını sağlayan, başarıyı tattıran, dersi somut ve eğlenceli bir şekilde işleyen öğretmen, öğrencilere matematiği sevdirmektedir. Olumlu örneği yaşamış öğrenciler öğretmen olduklarında böyle öğretmenleri örnek alacaklarını belirtmişlerdir.

 

Matematik korkusunun ardında olumsuz bir öğretmen davranışı da mutlaka yer almaktadır. Matematik korkusunu okul dışında hissetmiş çocuklar başarılı bir öğretmenle korkuyu yenmiş, matematik korkusu öğretmenden kaynaklanan bazı çocuklar bu korkuyu yine bir öğretmen yardımı ile yenmişlerdir. Matematikten başarılı olmuş, korkmamış yada sonradan sevmiş öğrenciler eğitim hayatındaki başarılarının çoğunu matematik öğretmenine ve matematik sevgisine borçlu olduklarını açıklamaktadırlar. Olumsuz örnekleri yaşamış öğrenciler bu tip öğretmen davranışının ne kadar yanlış olduğunun bilincindedir. Bu çalışma ile matematikle ilgili olumlu ya da olumsuz yaşantı geçirmemiş öğrencilerinde duyarlılık kazanmaları sağlanmış olacaktır.

 

ÖNERİLER


1- Her çocuğun kapasitesi ölçüsünde matematik öğrenebileceği unutulmamalıdır..

 

2- Matematik derslerinde başarılı öğrenci kadar başarısızlarla da ilgilenilmelidir.

 

3- Öğretmenler matematik derslerinde korkulan öğretmen rolü oynamamalı, notları silah olarak kullanmamalı olumsuz tutum sergilenmemelidir.

 

4- Matematik derslerinde çoklu zekaya yer verilmeli müzik, resim, dramada kullanmalıdır. 

 

5- Günlük hayatta kullanılan problemlere yer verilmeli,uzun ,sıkıcı alıştırma çözme ağırlıklı ödevler yerine araştırmaya, düşünceye sevk eden eğlenceli ilginç bilmece, bulmaca ve zeka oyunları gibi ödevler verilmelidir.

 

6- Öğrenciler matematiğin eğlendirici, dinlendirici yanı, öğrencilere tanıtılmalı, matematik öğretiminde oyunlaştırılmış satranç v.b etkinliklere yer verilmeli.

 

7- İşlem kavramları ve bu işlemlerin teknikleri öğretilirken, ezber yerine, bunların anlamları üzerinde durulmalı, işlemlerin tekniklerini açıklayıcı ders materyali, kavram ve algoritmalar, pekişinceye kadar öğrencilerin görebilecekleri mekanlarda bulundurulmalıdır.

 

8- Öğretmen, matematikte aynı sonuca ulaşan yöntemlerin çokluğunu sezdirmeli ve öğrencilerin bulduğu farklı çözümleri değerli bulmalı, hatta bu çözümleri özendirilmelidir.

 

9- Öğrenciler gerek işlem ve çizim yaparken, gerek problem çözerken,  yeterli zaman kullanabilmeli, yetiştirmeme kaygısı içinde bırakılmamalıdır. Ayrıca öğrencilerin problem çözme ve işlem yapma sırasında düştükleri hatalar hoşgörü ile karşılanmalı bu hataları giderici, onarıcı ve yol gösterici çalışmalar yapılmalıdır.

 

10- Matematik etkinlikler sırasında öğrencilerin kendi düşüncelerini açıklamaları için fırsatlar verilmeli, daha iyi durumda olanların hızlı çözümlerinin yavaş olan öğrencileri bloke etmesi önlenmelidir. Her öğrencinin derse katımının sağlanması için öğretmen gerekli çabayı göstermelidir.

 

11- Öğrencileri matematikten korkutan, soğutan ve sinirini bozan unsurlardan biri de kullanılan terimler ve öğretmenin dersi işleyiş şeklidir. Bu nedenle öğrencilerle daha anlaşılır bir dille iletişim kurulmalı, ders monoton ve düz anlatımdan kurtarılmalı, sevgiyle yaklaşılmalıdır.

 

12- Matematik seven öğretmenlerin matematiği de sevdireceği, sevilen öğretmenin dersinin de sevildiği unutulmamalıdır.

 

Kaynakça:
AKDENİZ, Fikri (2004)19 Nisan  http://www.anneyiz.biz/haber/haberdtl.php?hid=57
BAŞAR, Murat, Metin ÜNAL, Mustafa YALÇIN, İlköğretim Kademesiyle Başlayan         Matematik Korkusunun Nedenleri, http://www.fedu.metu.edu.tr/ufbmek-5/ozetler/d212.pdf
BAYKUL,Y. (1998)İlköğretim Birinci Kademede Matematik Öğretimi.MEB Yayınları-İst.
KİNG.J.P. (2006) Matematik Sanatı.Tübitak Yayınları.Ank. 
UMAY,A(2002) Öteki Matematik,  H.Ü.Eğitim Fakültesi Dergisi 23
YÜKSEL Ş, F(2004) Ortaöğretim Öğrencilerinin ve Üniversite Öğrencilerinin Matematik Korku Düzeyleri ; İstanbul Üniversitesi- http://www.ebuline.com

 


Bu Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu habere (0) yorum yapılmıştır.


Yorum Yapın





ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.
Yazılan yorumlardan Eğitimcinin Sesi veya egitimcininsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.