Tatilde çocuğa ödev baskısı yapmayın

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Ebeveynlerin çocuklarına ara tatilde ders çalışmaları konusunda baskı yapmamasını bekliyoruz." dedi.

16.1.2019 - 14:48

Okunma Sayısı : 250

Yorum Sayısı : (0) yorum yapılmıştır.



Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, cuma günü başlayacak yarıyıl tatiliyle ilgili, çocuklara ara tatilde ders çalışmaları konusunda baskı yapılmaması gerektiğini belirtti. İki haftalık tatil sürecinin ‘eğitime ara vermek’ şeklinde algılandığına ama bu dönemin eğitsel bir yanının bulunduğuna işaret eden Selçuk, tatilin, hiçbir şey yapılmayan bir dönem olmadığını söyledi.

 

"Biz teneffüsleri bile eğitimin en yüksek veriminin alındığı bir süre ve süreç olarak görüyoruz" diyen Selçuk, çocukların teneffüs sürelerinde, aynı zamanda davranış, iletişim, problem çözme konusunda beceriler kazandığını belirtti. Selçuk, "Bundan dolayı tatil kavramını da aslında yeniden düşünmemizde yarar var. Tatil, çocuğun kendisini farklı açılardan beslediği ve duygusal dengesini biraz daha yükselttiği bir dönem olmalı. Karne meselesi de 'Aslında karne kimin?' sorusunu gündeme getiriyor. Karne sadece çocukların karnesi mi, öğretmenlerin, velilerin karnesi mi? Aslında bu hepimizin karnesi. Her ne kadar karnenin üzerinde çocuğun ismi yazıyorsa da hepimizin karnesi" dedi.

 

Karnelerin sol ve sağ tarafı arasındaki ilişkiye de dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Selçuk, "Bir çocuğun başarılı ya da başarısız olduğu doğrudan doğruya karnenin sol tarafıyla ilişkilendiriliyorsa o zaman biz öğretimin peşindeyizdir. Ama çocuğun karnesinin sağ tarafındaki bazı davranışlar, özellikler de dikkate alınıyor ve çocuk bütünsel olarak değerlendiriliyorsa o zaman çocuğun bütünsel gelişimine hürmet ediyoruz, saygı gösteriyoruz demektir" diye konuştu.

 

‘BAŞARIYI NOTA İNDİRGEDİĞİMİZDE ÇOCUKLAR EĞİTİMİN HİZASINI KAYBEDİYOR’
Bakan Selçuk, çocuklar açısından ‘başarı’ kavramının da gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"Annemin benim için kullandığı 'Allah muvaffak etsin' ifadesini çok seviyorum. Çünkü muvaffakiyet kelimesi etimolojik olarak içinde vakıf olmak, vukuf sahibi olmak, içselleştirmek, kalıcı olarak bir öğrenme değeri oluşturmak anlamına geliyor. Öğrendiğimiz bilgiler bize hayat yoldaşlığı yapıyorsa, işe yarıyorsa ve hayatla bağlantılıysa bir anlamı oluyor. Diğer türlü sınav sonuna kadar unutulmayan bilgi, kısıtlı bir başarıyı tanımlamaya başlıyor.

 

Bu anlamda başarılı ya da başarısızlık sadece karnedeki notlarla açıklanamaz. Bundan ziyade çocuğun arkadaşlık ilişkilerindeki, problem çözmedeki, sosyal, duygusal alandaki başarısı, öğrenmeden haz duyup duymadığı, yeni bir şey öğrendiğinde zevk alıp almadığı gibi konularla da ilgili. Başarı aslında bütün bunların toplamından oluşuyor. Bunu bir nota indirgediğimizde Türkiye gibi sınavın çok baskın olduğu ülkelerde çocuklar eğitimin hizasını kaybediyorlar ve eğitimin dengesi bozuluyor."

 

‘ÖNEMLİ OLAN ÇOCUĞUN TALEP ETTİĞİNİ ÖĞRENMESİ’
Bakan Selçuk, ebeveynlerin, çocuklarının başarı ya da başarısızlığı konusunda sadece karneye bakarak yargıya varmaması gerektiğini söyledi. Tatilde ödev yapmanın, ders çalışmanın veya çalışmamanın çocuklar açısından bütünüyle bireysel bir faktör olduğunu anlatan Selçuk, "Bir çocuk, ödev yapmayı seviyorsa ara tatilde yapacaktır, kitap okumayı seviyorsa 'yapmayın' deseniz de okuyacaktır. Dönem içinde ödev yapmakta güçlük çeken çocuklarımız ara tatilde de yapmakta güçlük çekecektir" dedi.

 

Selçuk, tatil dönemlerinde, çocuğun kendi talep ettiği öğrenmelere yönelmesinin önemli olduğunu belirterek, "Önemli olan öğrenme hazzına hizmet edebilecek herhangi bir şeyi öğrenmesi. Bu konuda da aşırı bir baskıyla 'şunları oku' ya da 'şunları okuma' biçiminde yaklaşmak uygun değil. Çocuğun, merakını yeşertecek alanlarda, ilgisinin ve yeteneğinin buluştuğu konularda okumasında fayda var" diye konuştu.

 

Çocuğun ilgi duymadığı ama zorunlu olduğu bir konuda çalışmasının kalıcı değer oluşturmayacağını belirten Selçuk şunları söyledi: "Çocuk, yeteneğinin olduğu bir alanda ilgisi de varsa o zaman doruk noktada, çok üst seviyede bir öğrenme hazzı yaşayacaktır. Çok net olarak ebeveynlerin çocuklarına ara tatilde ders çalışmaları konusunda baskı yapmamasını bekliyoruz. Anne babalar, ara tatilde çocuklarına ödev yapmaları ya da ders çalışmaları için baskı kurarlarsa bilin ki yeni dönem başladığında çocuğun huzursuzluğu artacak ve verimi düşecektir. Bu nedenle fiziksel hareketin arttığı, duygusal olarak iletişimin yükseldiği, çocuğun daha sosyal ortamlarda bulunduğu ve ilgisinin temel alındığı birtakım faaliyetlere yöneldiği bir bakış açısına ihtiyacımız var. Anne babalar, lütfen çocuklarımızı zorlamasınlar.

 

Burada 'çocuk zorlanmasın' anlamında söylemek istemiyorum. Çocuk, hoşlanmadığı değil ama ilgili ve yetenekli olduğu bir alanda zorlanabilir. Ama ilgisinin olmadığı, çocuğun kendisini yetenekli hissetmediği bir durum varsa da zorlamak çok olumsuz neticelere yol açabilir. Diyelim ki çocuk enstrüman çalmaktan hoşlanıyorsa orada biraz zorlanabilir, yani kolay bir öğrenme yok. O sebeple çocukların sevdikleri, ilgi duydukları alanlarda zorlanması, mücadele ruhlarının geliştirilmesi, sabırlarının artırılmasında yarar var. Bir çocuk ne kadar sabırlı, dirayetli, azimli olursa yaşam başarısı da o kadar yüksek oluyor. Dolayısıyla ara tatilde çocuğun sabrını, azmini ve dirayetini geliştirici doğa etkinlikleri, sosyal faaliyetler, fiziksel bazı aktiviteler yapılabilir."


Bu Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu habere (0) yorum yapılmıştır.


Yorum Yapın





ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.
Yazılan yorumlardan Eğitimcinin Sesi veya egitimcininsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.