Ücretli öğretmen sayısı 90 bini geçti, artık bu soruna el atılmalı

Türk eğitim sistemindeki kanayan yaralardan biri de öğretmenlerin kadrolu, sözleşmeli ve ücretli olarak farklı şekillerde istihdam edilmeleri. Kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler maaş ve sosyal haklar bakımından nispeten daha iyi şartlara sahipler. Sayıları 90 bini bulan ücretli öğretmenler ise asgari ücretin bile altında maaşla adeta kölelik düzeniyle çalıştırılıyor. Okulların kapalı olduğu yaz aylarında ne maaşları yatıyor ne de sigortaları...

27.4.2019 - 12:15

Okunma Sayısı : 341

Yorum Sayısı : (0) yorum yapılmıştır.



Türk Eğitim Derneği'nin (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM Direktörü Prof. Dr. Emin Karip, öğretmen yetiştirme sürecinde değişikliğe gidilmesi gerektiğini söyledi. Karip sayıları 90 bini aşan ücretli öğretmenlik uygulamasına da son verilmesi gerektiğini vurguladı. Karip, TEDMEM tarafından 5'incisi hazırlanan 2018 Eğitim Değerlendirme Raporu'na ilişkin açıklama yaptı.

 

ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SÜRECİ DEĞİŞMELİ

Karip, rapordaki Türkiye'nin öğretmen açığının kapatılmasına yönelik çözüm önerilerine de değinerek, şunları ekledi "Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2018 yılı verilerine göre, 97 bin civarında öğretmen açığı var. Aslında bu öğretmen açığı hemen kapatılabilir. Raporumuzda da yer verdiğimiz, mevcut yıllık öğretmen alım sayısıyla devam edilirse 4 yılda bu açık kapanır ama 97 bin öğretmenin eksik olduğunu, bunların yerine özellikle ücretli öğretmen gibi görevlendirme yoluyla bu eksiğin giderilmesine başvurulduğunu düşünürsek bu açığın hemen kapatılması gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

 

"Sınava giren ve KPSS puanı olan 417 bin aday, diğer taraftan eğitim fakülteleri ve eğitim bilimleri fakültelerinde hali hazırda 217 bin civarında öğrenci var. Bu rakamlara bir de pedagojik formasyon programları yoluyla öğretmen yetiştirmeyi ilave etmemiz gerekiyor. Şu anda yıllık 50 binin üzerinde bir rakam da oradan geliyor. Bu yönüyle baktığımızda bir arz talep dengesizliği var ve burası bir krize doğru gidiyor. Öğretmen yetiştirme sürecinde bir değişikliğe gidilmesi gerekiyor.

 

ÖĞRETMEN AÇIĞI KISA VADEDE KAPATILMALI

Burada bir düzenlemeye ihtiyacımız var ama öğretmen açığı açısından değerlendirdiğimizde öncelikle her çocuğun kaliteli eğitim hakkının güvence altına alabilmek açısından bizim mutlaka öğretmen açığını kısa vadede kapatmamız gerekiyor. Her çocuğun öğretmen olarak atanabilme niteliğine sahip, atanmış bir öğretmenden eğitim alması gerekiyor."

 

ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI SON BULMALI

Ücretli öğretmenlik uygulamasının yarattığı sıkıntılara dikkati çeken Karip, şunları dile getirdi: "Ücretli öğretmenlik uygulamasıyla ilgili verilere baktığımızda, yaklaşık 90 bin civarında da ücretli öğretmen olduğunu, ücretli öğretmenlerin bir kısmının öğretmen olarak atanabilme niteliğine dahi sahip olmadığını görüyoruz. Ücretli öğretmenlik uygulamasının aslında tamamen sona erdirilmesi gerekiyor. Bu nedenle de 97 bin öğretmen ihtiyacının ivedilikle karşılanması gerekiyor ki TEDMEM olarak görüşümüz, Türkiye Cumhuriyeti 97 bin öğretmenin atamasını yapamayacak bir durumda değil. Bunu kolaylıkla yapabilir. Ücretli öğretmenlik, istisnai bir uygulama olmalı. Bütün norm kadro karşılığı öğretmenler atanır ama yıl içinde sağlık veya başka bir nedenle bir ayrılma olduğunda kadrolu öğretmenle bu ihtiyaç karşılanamazsa ücretli öğretmenlik sadece bu koşullarda devreye sokulabilecek bir uygulama olabilir."

 

BİR PLANLAMAYA GEREK VAR

Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK'ün eğitim fakültelerindeki kontenjanların azaltılmasına yönelik yaklaşımlarını doğru bulduklarını belirten Karip, şunları kaydetti: "Arz talep dengesini gözeterek bir planlamaya ihtiyacımız var. Çünkü 97 bin öğretmen açığını kapattığımız zaman yani hali hazırda açık olan bütün normlara öğretmen ataması yaptığımızda geriye kalan dönemde yıllık yaklaşık 10-13 bin civarında emekli olan ya da öğretmenlik mesleğinden ayrılan öğretmenler sebebiyle ilave istihdam gerçekleştireceğiz. Bizim bunu göz önünde bulundurarak bir planlama yapmamız gerekiyor. Öğretmen yetiştirme sürecinde aslında buradaki sayıyı azaltarak daha nitelikli bir eğitim verme imkanına da sahip olabiliriz. Çünkü yıllık 50 bin civarında bir kontenjana öğrenci almaktansa ihtiyacı gözeterek öğrenci aldığımızda hem uygulama imkanları hem de fiziki alt yapıyı kullanma açısından niteliği artırmamız mümkün olabilir."


Bu Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu habere (0) yorum yapılmıştır.


Yorum Yapın





ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.
Yazılan yorumlardan Eğitimcinin Sesi veya egitimcininsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.