MEVSİMLİK İŞÇİ ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ

Milli Eğitim Bakanlığı, ara tatil sistemiyle uzun yaz tatili uygulamasında köklü bir değişikliğe gitme kararı aldı. Peki sayıları yüzbinleri bulan mevsimlik tarım işçisi çocuklar ne olacak? Çalışmak için köylerinden kalkıp uzak bölgelere giden tarım işçisi çocukların eğitimi için neler yapılmalı?

27.5.2019 - 15:48

Okunma Sayısı : 600

Yorum Sayısı : (0) yorum yapılmıştır.



Gülsün ŞAHAN / gulsunsahan@ulusalegitim.com

Bu çalışma 3-4 Aralık 2004 te TED tarafından Ankara da düzenlenen "Eğitim dışında kalmış çocukların eğitiminde sorunlar ve çözüm önerileri " konulu sempozyumda yapılan panelde sunulmuş olup, Eğitim denetimi dergisi Ocak 2005 sayısında yayımlanmıştır.

 

Giriş
Eğitim, hayat boyu devam eden bir süreçtir. İlköğretim 7-14 yaş arası çocuklar için 1997 yılında yürürlüğe giren 4306 sayılı yasa ile 8 yıllık kesintisiz ve zorunlu hale getirilmiştir. Bu zorunluluk Anayasamızın 42.maddesinde belirtilmiştir. Temel eğitim yaşam boyu sürecek bir öğrenmenin ve insan gelşiminin temeli olarak yer alır. İlköğretimin amacı bireyi bir üst öğrenime hazırlamanın yanında bundan daha önemlisi hayata hazırlamasıdır. Çağdaş eğitimin temelinde insan yer alır. Hızla değişen günümüz koşullarında her çocuğun daha donanımlı yetişmesi gerekmekte ,bilmesi gereken bilgilerin boyutları her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle çocuklar öğrenmeyi öğrenen, bilgiye ulaşma yollarını bilen bireyler olarak ilköğretim kademesinde iyi yetişmelidir. Gelişmiş ülkeleri yakalayabilmek, sürekli gelişmeye ve başarıya ulaşabilmek için iyi yetişmiş bir kuşağa ihtiyaç vardır, bu nedenle eğitim aynı zamanda gelecek için bir yatırımdır (Arı,S;181-192,2002). Sağlıklı bir toplumu oluşturan bireyler sosyal, bedensel ve ruhsal yönden sağlıklı olmalıdır. Sağlıklı bireyler ise çocukların çok yönlü gelişmesine ve eğitimine önem vermekle ve bunlara kaynak ayırmakla ortaya çıkar. En iyi yatırım çocuklara yapılandır(Senemoğlu,S:1,2001).

 

Çocukların eğitimi ilk sırada ana-baba sorumluluğunda olmasına rağmen devletin de onlara yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alması gerekmektedir. İhtiyaç olması durumunda maddi yardım ve programlarının uygulanması gerektiği Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede yer almaktadır. Ancak tüm bunlara karşın dünyada 100 milyondan fazla çocuğun ve çok sayıda yetişkinin temel eğitim proğramlarını tamamlayamadan ya da temel bilgi ve beceriden yoksun olarak mezun olduğu görülmektedir. Çocuk hakları uluslararası pek çok sözleşmede güvence altına alınmasına rağmen günümüzde çocuk haklarının korunması konusunda hala çabalar yetersiz kalmaktadır.Uygulamada çocuk hakları genel olarak korunma ve beslenme hakkı olarak kabul edilmiştir. Bunlar da önemli haklardır fakat çocuğun çocuk olma hakkını ortadan kaldırmamalıdır (Akyüz,S:1,2001).

Görünüm
Son yıllarda eğitime aktarılan kaynaklar ve yeni yatırımlarla çocuklarımızın büyük bir kısmı ilköğretimden yararlanmaktadır. Küçük yerleşim birimlerinde ise taşımalı eğitim, yatılı ve pansiyonlu ilköğretim uygulamaları ile ilköğretimden yararlanan öğrenci sayısı bir hayli artırmıştır. Önceleri nicel olarak ulaşılmaya calışılan hedefler yerini niteliğin arttırılması hedeflerine bırakmaya başlamış, niteliği arttıracak önlemler ,çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Ancak belirlenen hedeflere ulaşmaya çalışılırken bazı gerçekler gözden kaçmaya başlamıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan insanlarımız ekonomik yetersizlikler nedeniyle nisan-kasım ayları arasında tarım işçiliği yapmak için göç etmekte, göç eden aileler (her ailede enaz 6-7 olan) çocuklarını da yanlarında götürmektedirler. Çukurovada 100 binlik rakamlara ulaşan mevsimlik göçmen işçiler yer almaktadır, bunların çoğunluğu Güneydoğu (Adıyaman, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa) ve Hatay kökenlidir (Gümüş, 2004).

 

Bu ailelerin çoğunluğunun geldiği köyde okul bulunmakta olup, çocuklarının bu okullarda kayıdı bulunmaktadır. Okul olmayan köylerdeki çocuklar ise taşımalı eğitim, yatılı ya da pansiyonlu ilköğretim okullarında eğitimlerini sürdürmektedirler. Sorun kasım nisan aylarında değil nisan-kasım ayları arasındaki okulun açık bulunduğu sürelerdedir. Bu süre ise yaklaşık olarak 60 günlük bir eğitim kaybına denk gelmektedir. İlköğretim kurumları Yönetmeliği 8.Maddesinde İlköğretim okullarında ders yılı süresi 180 işgününden az olamaz denilmektedir. 25.Madde de ise İlköğretim kurumlarına kaydedilen zorunlu öğrenim çağındaki öğrencilerin velileri öğrencilerin devamını sağlamakla yükümlüdürler ve okul yönetimi, milli eğitim müdürlükleri ve müfettişler, muhtarlar ve mülki amirlerinde 222 sayılı kanun gereğince çocukların okula devamını sağlamakla yükümlü oldukları belirtilmektedir. 

 

26. Madde ilk paragrafta; İlköğretim kurumlarında okula devam zorunludur denilmekte, 28. Maddede özürlü devamsızlık halleri sayılmakta, 29.Maddede ise tarımsal çalışmalar gibi nedenlerle velisinin yazılı bildirimi üzerine, bir ders yılında en çok 15 güne kadar izin verilebileceği, özüre bağlı izinlerin devamsızlıktan sayılmayacağı belirtilmektedir. Buradan da anlaşılacağı gibi öğrencilerin 180 gün okula devamları zorunludur, yangın, sel gibi felaketler ya da hastalık dışında en çok 15 gün izinli sayılabileceği açıktır.Mevsimlik işci çocuklarının devamsızlığı yönetmelikte tanımlanmamıştır. Ancak 30. Madde de okula geç gelen, izinsiz okuldan, sınıftan ayrılmayı alışkanlık haline getiren öğrenciler için okul yönetimi gerekli önlemleri alır denmektir.

 

Mevsimlik İşçi Çocuklarının Eğitim Durumları
Mevsimlik göç nedeniyle yaklaşık 6-8 hafta okula devam edemeyen öğrenciler devamsızlıklarının sınıfta kalmalara neden olacağından, resmi kayıtlarda gösterilmeyerek okula devamları sağlanmaya çalışılmaktadır. Okul yöneticileri ve öğretmenler öğrenci yararını düşündüklerinden resmi kayıtlara geçmeyen devamsızlıklar bu sorunun gözden kaçmasına neden olmakta, il-ilçe düzeyinde çözüm geliştirilmesini güçleştirmektedir. Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesindeki öğrenci başarısızlığı nedenleri arasında bu sorun önemli bir yer tutmaktadır. Mevsimlik işçi olarak göç eden aileleri ile gitmek zorunda olan öğrencilerin okula geç başlayıp erken ayrıldıkları, dersleri takip etmekte, sınıfa, okul ve derslere uyum sağlamakta zorlandıkları, bu yüzden başarılarının düştüğü (Şahan,S: 46,2003) görülmektedir. 

 

Göçmen tarım işçilerinin sayı ve hareketleri ile ilgili sağlıklı bir sayıya ulaşmak mümkün değildir. Bu işçilerin kayıtları tutulmamakta, ancak güvenlik amacıyla jandarma kayıtlarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak bazı araştırmalar dahilinde bitki desenine uygun emek-işçi ihtiyacı üzerinde kestirimlerde bulunmak mümkündür. 2000 yılı üretim deseni içinde Adana-Karataş'ta 2,2 milyon, Yumurtalık ta 711 bin işçi-güne ihtiyaç bulunmakta, Karataş'ta 11.451,Yumurtalık ta 9567 kişi tarım sektöründe çalışmaktadır. 

 

Bu Kişilerin tamamının 60 gün çalıştığı hesabıyla Karataş için yıllık 25.502, Yumurtalık için 2293 göçmen gezici işçiye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nüfusa 1/3 oranında 12 yaş altındaki küçük çocuklarda eklenmelidir. Bu sayıya 41561 dış işçi ihtiyacına karşılık 13 bin 715 12 yaş altı çocuk denk gelmektedir, böylece iki ilçe sınırında 40-50 bin nüfuslu bir mevsimlik göçmen işçi kitlesi yer almakta bunların tamamına yakını Güneydoğu (Adıyaman, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa) veHatay kökenlidir. Bu çocukların hemen hiçbiri eğitim olanağına sahip bulunmamakta, bölgede 6 ay kadar kalmalarına rağmen okula gidememektedirler (Gümüş, 2004). Adana ilinde 1991-1996 yılları arasında uygulanan MEB ve UNİCEF işbirliğinde hazırlanan Gezici Tarım İşçi Çocuklarının Eğitimi Projesinde Ceyhan-Yüreğir-Karataş ilçelerine gelen tarım işçilerinin sürekli ikamet ettikleri yerler arasında %58 ile Şanlıurfa nın ilk sırada,%15'in Adıyaman, %9'un Hatay, %8'inin Gaziantep, %7'sinin Diyarbakır olduğu bu proje raporunda yer almaktadır. 

 

Bu çalışma ile ilgili 07/09/1992 tarihli raporda toplam 206 öğrenci ile eğitime başlandığı, bu etkinliğin 5 yönetici ve 8 öğretmenle yürütülerek ilköğretim müfettişleri tarafından denetlendiği belirtilmektedir. Sayıları çok net olmayan mevsimlik işçilerin 1/3 oranının 12 yaş ve altı çocuklardan oluştuğu, bu çocuklardan 0-5 yaş arası olanların barınma yerlerinde kalırken diğer çocukların tarlada ana-babalarına yardımcı oldukları açıktır. Yine bir gazete haberinde bir veli “Çocuklarda çalışmak zorunda ,yoksa karnımız doymaz” diyerek düşüncesini belirtmektedir (Milliyet 14/09/2004). Ailelerin çocuklarını çalıştırmalarının tek nedeni yoksulluktur. Bu ailelerin çocukları aile bütçesine katkı sağlamak için çalışmak zorunda kalmaktadırlar ve sonuçta eğitimden yoksun kalmakta, aldıkları yetersiz eğitimle eğitimin sağladığı olanaklardan yararlanamamaktadırlar (Altınbaş,2002). 

 

Şanlıurfa bölgesi okullarında 1.sınıfa başlayan öğrencilerden pamuk toplayanların el becerilerinin daha çok gelişmiş olduğu, yazmada güçlük çekmedikleri öğretmenler tarafından vurgulanmıştır. İş yasasının 67.Maddesinde çalışma yaşı 15 olarak saptanmış,15 yaşından küçük çocukların çalıştırılmalarının yasak olduğu belirtilmiş, hafif işlerde 13 yaşını doldurmuş çocukların çalıştırılabileceği belirtilmiştir (Senemoğlu,2001). İş yasasında da daha çok sanayi kesiminde çalışan çocuklar dikkate alınmıştır ve bunlarla ilgil veriler bulunmaktadır. Mevsimlik tarım işçileri işçi statüsünde görülmemekte, kısa dönemler halinde çalıştıkları için kayıtlara geçmemektedirler. Bu çocukların kalıcı ikametlerindeki okullarda kayıtları vardır. Bu öğrencilerin okullarda kayıtlarının olması, ilk anda 7-14 yaş arası eğitimden yararlandıklarını düşündürse de bunun böyle olmadığı açıktır. Konu ile ilgili haberler okulların açıldığı ilk haftalarda sıklıkla gündeme gelmektedir. 

 

Örneğin; okul yerine tarladalar başlıklı yazıda Çukurova'da tarım işçilerinin ekim ortalarına doğru memleketlerine dönecekleri için çocuklarının okula geç başlayacağı belirtilmektedir (Milliyet,14/09/2004). Okulların açılmasıyla başlayan ilk aylarda ve kapanmasına yakın son aylarda ortaya çıkan devamsızlıkların tahmini 12 haftayı bulduğu düşünülmektedir. Bu süre180 günlük okul süresinin yaklaşık 1/3 üne denk gelmekte, 8 yıllık eğitimde oldukça uzun bir süreye denk gelen devamsızlığın başarısızlığa, okuldan soğumaya ve okuldan kopmalara neden olacağı açıktır. Göç dönüşü okula yeniden kavuşan çocuk bir süre arkadaşlarına ve ders programlarına uymada güçlük çekerken aynı sorunu öğretmenlerde yaşamaktadır. 

 

Bu çocuklar kendilerine sunulan eğitim hakından sonuna dek yararlanamamaktadır. Şanlıurfa- Siverek ilçesinde öğrencilerin başarısızlık nedenlerinin tartışıldığı bir panelde bu sorun da gündeme gelmiş, mevsimlik işçiliğin başarısızlık nedenlerinden birisi olduğu vurgulanmıştır (Türkiye Gazetesi,02/10/2002), Öğretmen ve yöneticiler öğrencinin sınıfta kalmaması için öğrenci lehine düşünerek bu nedenlere bağlı devamsızlığı kayıtlarda göstermemektedirler ancak yönetmelikte devamsız öğrenciler için yetiştirme ve tamamlayıcı kurslar açılır denilmekle birlikte açılan kurslar genel olarak okuma-yazma bilmeyenler üzerinde yoğunlaşmaktadır.

 

Bu konuda sorunlar açıkça ortaya konulduktan sonra çözüm arayışlarına gidilmelidir. Mevsimlik işçilerden bazıları çocuklarını çalıştıkları yörelerde barınma yerlerine yakın olan okullara gördermektedirler ,fakat bu öğrencilerinde sayısı net olarak belli değildir. Okul yöneticileri okuluna gelen her çocuğu kayıt etmek zorunda olduğu halde yazışmaların uzun sürmesi, yazışmalar tamamlanmadan öğrencinin köyüne dönmesi ile bu kayıtlarda mümkün olmamaktadır. Okula devam eden çocuklarında daha çok tarlada işgücü olarak yararlanılamayan 6-8 yaş arası çocuklar olduğu düşünülmektedir. Asıl sorun elde net kesin verilerin olmayışıdır.Buda sorunun ortaya konup çözüm aranmasını güçleştirmektedir. Bu öğrencilerin kayıtları, eğitim durumları ile ilgili yeni yasal düzenlemelere gitmek gerekmektedir. MEB ve UNICEF in 1991-1996 yılları arasını kapsayan 5 yılık sürede uygulanan eğitim başarılı olmuş,ancak sürdürülmemiştir. Yeni bölgesel çözümler üretilerek uygulamaya geçilmelidir.

Mevsimlik İşçilerin Çalışma Bölgeleri
Her yıl Doğu ve Güneydoğudan Türkiyenin çeşitli bölgelerine mevsimlik işçi akını olmaktadır. Yaz aylarında mevsimlik işçilerin bir kısmı tren yolları ile bir kısmı kendi olanakları ile fındık, mercimek, nohut toplamak için Adapazarı, Bolu ve Sıvas gibi illere gitmekte, çadır gibi sağlıksız koşullarda barınmaktadırlar (30/07/2001,Milliyet). Göç bölgeleri Çukurova Ünversitesinden Gümüş’ün(2004) yaptığı bir çalışmada şöyle belirlenmiştir.

 

I. Göç; Çukurova, İş: Bostan,sera,yer fıstığı,pamukçapası, 
II. Göç; Hatay; İş: Soğan,
III. Göç: İçanadolu-Konya, Nevşehir, Ankara, (Bala, Polatlı, Haymana); iş; Kimyon, pancar, nohut, patates çapası,
IV.Göç: Karadeniz: Kocaeli-Düzce, Ordu-Giresun, İş. fındık hasadı,
V. Göç: Çukurova-Adana-Hatay, İş: Pamuk hasadı,
VI.Göç: İç Anadolu-Ankara-Kırşehir-Kayseri-Niğde-Nevşehir, İŞ: Patates-pancar hasadı, 

 

Dört mevsim hareket etmek zorunda kalan bu insanlar gerek kendi niteliklerini yükselterek farklı sektörlerde iş bulması, gerekse çocuklarını okutarak onlara gelecekte daha iyi bir yaşam şansı sunma şanslarının düşük olduğu vurgulanmıştır. Bu çalışmada orman işçiliği yer almamıştır. Nedeni orman işçiliği tarım işçiliğinden farklı ve sadece bu işi yapan bir kaç köyü kapsıyor olmasıdır. Adana da bir kaç köy geçimini bu yolla sağlamaktadır. Ailesi orman işçisi olan çocuklar da bu nedenle okullarına geç başlamaktadırlar. Bunların sayılarının da tespit edilerek çözüm önerileri geliştirmek, telafi eğitimi almalarını sağlamak gerekmektedir.

 

Sonuç ve Çözüm Önerileri
Her yıl yüzlerce aile tarım işçiliği için evlerinden uzak bölgelere göç etmekte, hasat mevsimi sonunda geri dönmektedirler. Bu aileler çocuklarını da birlikte götürdüğünden bu çocukların eğitimi kesintiye uğramaktadır. Okullarına geç başlayıp erken ayrılan bu çocuklar, sınıfa ve derslere uyum sağlamakta güçlük çekmekte, sonuçta başarısız olmaktadırlar. Bu çocukların 8 yıllık eğitimden tam olarak yararlanabilmeleri için ;

 

1- 1991-1996 yılları arasında Adana bölgesinde uygulanan Geçici Tarım İşçilerinin Eğitimi projesi gibi bir projenin yeniden uygulamaya konulması,

 

a) Tarım işçisi çocuklarının tespiti yapılarak okulda olup tarlada çalışmayan öğrencilerin enyakın okula devamının sağlanması,tarlada çalışanların ise dinlenme saatleri içinde,haftada bir kaç tam gün,yada her gün belirli saatlerde en yakın okula taşınarak seviyelerine uygun sınıflarda eğitim alması,

 

b) Tarım işçisi çocuklarının ekonomik getirileri kadar ücretin ailelere ödenerek öğrencilerin en yakın okullara taşınarak normal eğitimlerini sürdürmeleri,

 

c) Aynı şekilde ödeme yapılarak 4-8 sınıf arası olan çocukların yatılı yada pansiyonlu ilköğretim okullarınagönderilmesi ,çalışma mevsimi süresince yada isteyenlerin kış dönemini de bu okullarda geçirmelerinin sağlanması,

 

2- Mevsimlik işçiliğin yoğun olduğu bölgelerde geç gelen öğrenciler için hafta sonu ve tatillerde ek derslerin yapılması,okulların bu bölgelerde geç açılıp erken kapatılması,açık olduğu günlerde 180 iş gününü tamamlayıcı ek ders ve kursların açılması,

 

3- Mevsimlik işçilerin çalışma bölgelerinde çadır vs gibi geçici mekanlarda okul açılması, buralarda gezici öğretmenler görevlendirilmesi,

 

4- Gezici Eğitim otobüsleri düzenlenerek bir kaç yerleşim yerini aynı günde dolaşarak eğitim vermesi gibi önlemler uygulamaya konulması,

 

5- Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki gezici tarım işçi çocuklarına özel bir okul kimliği ve numarası verilmesi,internette özel bir bölümde yayınlanarak her okulun bu öğrencileri, onlarla ilgili bilgilerin girilmesi, izlemesinin kolaylaştırılması gerekmektedir. Ayrıca konu Milli Eğitim Bakanlığı internet sitelerinden duyurularak öğretmenlerden yeni çözüm önerileri alınmalı, kız erkek tüm vatandaşların temel eğitim alması için gereken önlemler alınmalıdır.

 

KAYNAKÇA
AKYÜZ,E(2001) Çocuk Hakları Sözleşmesinin Temel İlkeleri;Milli Eğitim Dergisi,Tem-Ağ-Eylül
ARI;A(2002)Tevhid-I Tedrisat ve Laik Eğitim, G.Ü.Eğitim Fak.Dergisi,Sayı:2
ALTUNBAŞ,H(2002)Dünyada ve Türkiyede çalışan Çocukların Durumu,Öğretmen Dünyası,Mayıs
GÜMÜŞ,A ve diğer(2004)Çukurova Deltası Biyosfer Rezervi Planlaması Projesi.Tanıtım Kitabı ,Adana
GÜMÜŞ,A(2004) Irgatlar Nereden Gelip Nereye Gidiyor;Çukurova Deltası-Özel Ek,Yeni Adana Gazetesi,Şubat
İlköğretim Kurumları Yönetmeliği 2003.
Milliyet Gazetesi(2004) Okul Yerine Tarladalar 14/09/2004
SENEMOĞLU,N(2001) Çocuk Hakları,Çalışan Çocuklar ve Eğitim sorunları; Milli Eğitim dergisi,Tem-Ağ-Eyl 2001
ŞAHAN,G. (2003);Şanlıurfanın Siverek İlçesinde Örgün Eğitimde başarının Elde Edilmesi;Eğitim denetimi Dergisi,Ekim
Resmi Gazete-22/10/1991-Sayı-21059 Unicef ile İmzalanan Sözleşme Metni Türkiye Gazetesi,;Siverekte Eğitim Sıkıntıları, 02/10/2002


Bu Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu habere (0) yorum yapılmıştır.


Yorum Yapın





ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.
Yazılan yorumlardan Eğitimcinin Sesi veya egitimcininsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.