ÖĞRETİMİ PLANLAMA

Ağustos 2003 2551 sayılı Tebliğler Dergisinde İlköğretim Okulları ders planlarının yeniden yayımlanması pek çok soruyu beraberinde getirdi. Öğretmenler okulların açılmasıyla birlikte bir plan karmaşası yaşamaya başladı. Bu planlar ne gibi değişiklikler içermekteydi? Bu yazıda planlardaki değişikliğin neler olduğu,Tam Öğrenme Modeli ve Çoklu Zeka kuramının nasıl uygulandığı ve planlamanın önemi vurgulanmıştır.

5.9.2019 - 20:09

Okunma Sayısı : 293

Yorum Sayısı : (0) yorum yapılmıştır.



Gülsün ŞAHAN / gulsunsahan@ulusalegitim.com

Doç.Dr. Gülsün ŞAHAN

Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi
                                                                             
 

GİRİŞ
İnsan yaşamının her aşamasında planlar oldukça önemli bir yer tutar, hedefine ulaşanlarda görülen ilk özellik hayatlarını, geleceklerini, iş yaşamlarını planlıyor oluşlarıdır. Eğitim; Bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı, istendik, değiştirme süreci (Aydın, 2003) öğretmenler ise bu süreçte rol  alan en önemli kişilerdir. Kasıt plandır, planlamadır. Eğer bir planda kasıt yoksa çalışmalar tesadüfe kalır. Okullarda yapılan amaçlı ve planlı etkinlikler eğitim ve öğretimin kapsamındadır (Aydın,2003).Eğitim  tesadüfe bırakılamaz, plansız yapılırsa her öğretmen öğrencisini ayrı  hedefe yönlendirir. Plan bir pusuladır, gidilecek yolu gösterir, pusulasız bir yolcuk sadece bir maceradır, nelerin yaşanacağı kestirilemez, kontrol edilemez. Kontrollü ve planlı olmayan eğitim süreci istenmeyen sonuçlara neden olur (Topaç-Aydın,2003). 

 

2003-2004 eğitim-öğretim yılına girerken planlarda yapılan değişiklik öğretmenler tarafından çok büyük bir değişiklikmiş gibi algılanarak pek çok karışıklığı da beraberinde getirmiştir. Aslında planlarda köklü bir değişiklik olmamış, bu çalışmayla İlk okul planlarında yıllık ve ünite planları tek planda birleştirilmiştir. İlk anda bir kısaltma gibi algılansa da önceki ünite planları yıllık hedefleri aylık süreçlerde yeniden kontrol etme fırsatı sunuyordu. Orta okul ve liselerde ders planlarında ise fazla bir değişikliğe gidilmemiştir. Daha önce de ikinci kademedeki ders planları yıllık plan üzerinde aylara bölünmüş olarak yapmaktaydı, yapılan değişiklikle haftalık ve günlük ders saatleri bu plan üzerinde gösterilmeye başlandı. Günlük planlarda ise her iki kademe içinde tam öğrenme modeli ve çoklu zeka kuramına göre iki değişik model önerildi ilki Tam Öğrenme Modeli, bu modele göre dersin işleniş basamağı; Dikkati Çekme;  Güdüleme;  Gözden Geçirme;  Derse Geçiş; Bireysel Öğrenme Etkinlikleri (Ödev, deney, problem çözme vb.);  Grupla Öğrenme Etkinlikleri (Proje, gezi, gözlem vb.); ayrıntılı hale getirildi. Daha önce bu basamağın tamamı işleniş olarak ele alınıyor, her  öğretmen kendince dersin özelliğine göre işliyordu. Burada ise işleniş daha ayrıntılı bir şekilde ele alınarak tüm öğrencilerin öğrenmesi hedeflenmektedir. 

Diğer model ise Çoklu Zeka kuramına göre hazırlanmıştır. Eğitimle ilgili yazılarda, internet sitelerinde bu kuram sıkça yer almaktadır. Bu kuram yeniymiş gibi algılansa da daha önce de derslerin işlenişinde kullanılmaktaydı (Büyükalan, 2003). Örneğin; Hayat bilgisi dersi işlenirken konunun içinde masalların, fıkraların yer aldığı sözlü anlatım yapılıyor, konuyla ilgili şekiller ve resimler tahtaya çiziliyor, ilgili deneyler, deneyle ilgi sayısal işlemler yapılıyordu. Daha sonra konuyla ilgili varsa bir şarkı ,türkü söyleniyor, türkü içinde geçen fiziksel hareketler yapılıyor, oyunlar oynanıyordu. Ardından öğrenilenlerin kısa bir yazılı anlatımı yapılıp değerlendirmeye geçiliyordu. Bu işlenişte dilsel, mantıksal-matematiksel, görsel ve mekansal, bedensel-kinestetik, müziksel-ritmik, doğacı-varoluşcu zekalara göre  çalışmalar yer almaktadır.  Bu çalışmalar grupça yapılıp, sonuçlar her  öğrenci tarafından kendine göre yazılı anlatılırsa sosyal ve kişisel zekaya göre de çalışma yapılmış olmaktadır. Öğretmenler bu plan örneklerinden istediklerini kullanabilmekte, içeriği bozmadan istedikleri değişikliği  yapabilmektedirler.  

 

Her öğrencinin kendisi gibi öğrenme şekillerinin de farklı olduğu göz önüne alınarak, olabildiğince farklı yöntem, teknikleri bir arada   kullanarak dersler işlenirse, tüm öğrencilerin öğrenmesine olanak sağlanır, eğitimde sıfır hataya ulaşılır. Eğitimde hiçbir bireyi feda edilemez, bireyler başarılı olmadığı için yeni baştan alt sınıflara alınıp eğitilemez. Örneğin; okuma yazma bilmediği için 14 yaşındaki öğrencinin yeni baştan birinci sınıfa yollanamayacağı gibi.. Bu değişiklikten önce de bazı öğretmenlerden planlarla ilgili yakınmalar duyulmaktaydı, bazı tecrübeli öğretmenler ise plansızda yapabileceklerini iddia etmekteydi. Eğer böyle olsaydı her yıl yeni gelen öğrencilerin  aynı özellikte olmaları gerekirdi. Her birey parmak izi gibi birbirinden tamamen farklıdır, üstelik hızla değişen teknoloji çağında hızla birey profilleri de değişmektedir. Bu  çağda, hızla değişen bireylere bir yıl öncesinin planlarıyla cevap vermek mümkün değildir. Bazı öğretmenlerin planla ilgili yakınmalarında haklı olabilirler, bu  plan yapmamak değil başkasının planını yapmamak konusunda olmalıdır. 

 

Öğretmenlerden bazıları internetten, yada başka arkadaşlarının yıllık ve ünite planlarından yararlanıyorlar, eğer bu planlar aynen kopya ediliyorsa, istenilen sınıfa uyması düşünülmemelidir, çünkü her sınıfın havası, öğrencisi, seviyesi farklıdır. Her öğretmen kendi sınıfının seviyesini çok iyi bilir. Merkez bir okulda yapılmış bir plan, uzak  bir köyde uygulanmaya kalkılırsa bu plandan ne öğretmen ,ne de öğrenciler yararlanabilir. Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta var; öğretmenler yıllık planlarında  programlara uymak zorundadır, planlar sınıfların özelliğine göre  uyarlanmalıdır. Örneğin; Bazı öğretmenler ”Planları İnternetten aldım, günlük planlarıma uygulayamıyorum, yaptığım planı da sınıfta işleyemiyorum, bu nedenle plan yapmak anlamsız geliyor” diyebilir. Her öğretmen en iyi kendi planını uygulayabilir. Öğretmene ait olmayan, sınıfa uyarlanmamış bir plan, plan yapmış olmak için yapılıyorsa öğrencilere de haksızlık edildiği ortadadır. Mesleki etik yönünden de yanlış bir davranıştır. 

 

Öğretmen öncelikle işinde profesyonel olmalıdır (Aydın,2003). Planlar sadece iş hayatında değil, özel hayatta da yapılmalıdır. Herkesin bir vizyonu olmalı, beş, on yıl sonra nerede olmak istendiği planlanmalıdır. Planlar hayatın her alanında yapılmalı uygulanmalıdır. Ne istediğini bilen istekleri doğrultusunda düzenli çalışan insanlar eninde sonunda hedeflerine ulaşırlar. Bir şehir, kasaba ya da köye gitmek isteyen bir kişi önce yolculuğunu planlar, yol, süre, mola yerleri konusunda bilgi alarak yola çıkarsa er yada geç, yürüyerek de olsa gitmek istediği yere ulaşır. Hiç bir planı olmayan ise   hiçbir yere ulaşamaz (Cüceloğlu,2002). “Gidecek limanı belli olmayan yelkenliye hiçbir rüzgar yardım edemez” sözü de bu konuyu kısaca özetlemektedir.

 

SONUÇ
Hayat ve eğitim tesadüfe bırakılmamalıdır, bunları en iyi eğitimciler planlayabilir çünkü bunun eğitimini alırlar. Öğretmenleri diğer üniversite mezunlarından farklı kılan planlamayı biliyor olmalarıdır. Eğitim, hedefine ancak doğru planlar yardımıyla ulaşır.

 

Bu makale Eğitim Denetimi Dergisi'nde 2003 yılında yayımlanmıştır.

 

KAYNAKÇA
1-Aydın,İ. (2003).Eğitim Ve Öğretimde Etik. Pegem Yayınları,Kasım 
2-Cüceloğlu,D, (2002) İletişim Donanımları 
3-Büyükalan,F (2003) Çoklu Zeka Kuramı,  Eğitim ve Denetim     
Dergisi,Yıl:1,Sayı:1,Ekim,
4-Topaç,Yi Aydoğan, O, (2003) İnsan İçin Değişim,T.C.Başbakanlık Gümrük 
Müsteşarlığı Yayınları No :53,Haziran 2003 ,Ankara
5-MEB (2003) Tebliğler Dergisi No:2551,Ağustos,

 


Bu Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu habere (0) yorum yapılmıştır.


Yorum Yapın





ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.
Yazılan yorumlardan Eğitimcinin Sesi veya egitimcininsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.